|   |   | 

Gercüş Konut Projeleri Vitrini

Gercüş Projeler Haritası

Gercüş Konut Projeleri

"Gercüş yöresindeki yerleşim yerlerine bakıldığında, genellikle ya kurucusunun ya yörede hüküm süren devletlerin hükümdarları ile ordu komutanlarının yada yakınlarında bulunan ırmak, dağ ..... gibi coğrafi yerleri isim olarak almışlardır. Gercüş’ün de ismini bu şekilde almış olma olasılığı fazladır. Gercüş isminin menşei konusunda çeşitli rivayetler vardır. Bu konu ile ilgili ulaşıla bilinen tek yazılı kaynak tarihte "Şügrin", "Selha" olarak geçen, bu gün Midyat’a bağlı bir köy olan Barış tepedeki bağlı bir köy olan Yakup Manastırı Tarihi adlı kitaptır. Yakup Manastırı Tarihine göre: M.S.400 Yıllarında Şügrin yöneticisi olan "KEFERGEVSON"un bazı insanları öldürmek istemesiyle halkta oluşan tepki sonucu Şügrin’i terk etmek(kovulmak) zorunda kalıp, bu günkü Gercüş’ün bulunduğu yere gelerek yerleştiğidir. Kefergevson olayı başka şekillerde de anlatılmaktadır. Buna göre M.S. 402 Yıllarında Roma, Pers ordularının yaptıkları savaşta ordu komutanı olan Kefergevson’un savaşta yenilmesi sonucu Gercüş’e sürgüne gönderildiğidir. Burada Roma-Pers tabirleri doğru değildir. Çünkü 395 yılında Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesiyle doğu Bizans adını almıştır. Pers imparatorluğu ise M.Ö.550-331 Yılları arasında hüküm sürmüştür. Kefergevson olayı ise M.S. 400 Yıllarında gerçekleşmiştir. Bunun Bizans-Sasani olması gerekir. İster bazı insanları öldürmek istemesi sonucu köyden kovulan Kefergevson olsun, ister savaş alanında yenildiğinden dolayı sürgüne gönderilen Kefergevson olsun, Gercüş isminin Kafergevson’dan geldiği diğer rivayetlere göre daha ağır basmaktadır. Çünkü en azından bir yazılı kaynağa ve bu gün kullanılan ismiyle benzerlik göstermektedir. Gercüş isminin menşei üzerinde diğer bir rivayet ise "KEFERCEVS"tir. "KEFER" yer, "CEVS"; ceviz anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi, cevizin yetiştiği yer anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi, cevizin yetiştiği yer anlamında kullanılmaktadır. Bu rivayetle ilgili yazılı belge olmadığından doğrulamak yada yalanlamak pek mümkün değil. Bu da halk arasında konuşulan bir rivayettir. Gercüş isminin menşei konusu çoğu ansiklopedi ve broşürde "ŞAHMAR" olarak geçer. "ŞAHMAR" isminin geçtiği kaynaklarda, bu ismin zamanında Gercüş’ün, Diyarbakır Şam ticaret yolu üzerinde bulunmasından dolayı verildiği rivayet edilmektedir. "Şahmar" isminin ticaret yolu geçtiği için almış olması pek mantıklı değil. Çünkü ticaret yolunun geçtiği için verilmiş olsaydı, o zaman ticaretle ilgili bir ismin verilmesi daha mantıklı olurdu. ŞAH hükümdar, yöneten anlamında, MAR, yılan anlamında kullanılmaktadır. Buna göre "ŞAHMAR" yılanların hükümdarı, kralı anlamına gelir. Bu ismin ticaretle hiç bir alakası yoktur. "ŞAHMAR" Gercüş’te yaşayan ve iki kaya arasında sıkışarak ölen yılan efsanesinden gelmektedir. Bu ismin sadece bir rivayet ve halk arasında konuşulan bilgilerden ibarettir."

"Gercüş’ün tarihi incelenirken bölgenin tarihi içerisinde ele almak ve değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla yörede var olan uygarlıkların tarihsel gelişim süreci içerisine Gercüş ilçesini de koyup değerlendirmek mümkündür. Gercüş Ovası, iklim, coğrafi konum, tarım ve su açısından insanlara bahşettiği nimetler sayesinde medeniyetin ilk temellerinin atıldığı yerlerden biridir. Gercüş’ün ne zaman inşa edildiği bilinmiyorsa da çevresindeki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö.7000 yıllarına kadar geriye gider. Yakup Manastırı Tarihine göre Kefergevson’un M.S.400 yıllarında Gercüş’e yerleştiği söylense de Gercüş’ün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerle sabittir. Bazı rivayetlere göre Gercüş’ün ilk kurulduğu yer M.Ö. 3000 yıllarında kurulan Gıre Tılhabate’dir. Gire Tıhabate’nin yanında Gercüş Ovasında kurulan diğer yerleşim yerlerine bakıldığında: Hisar kasabasının Güneyinde yer alan Höyük M.Ö.7000 yıllarında , Şarişe (Şerşe) M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuştur. Ayrıca Kantardaki kaya resimleri Antalya Beldibi’ndeki mağara resimleri benzerlik göstermektedir. Antalya Beldibi’nin Kabataş Devrinden (M.Ö.10000-8000) kaldığı göz önünde tutulursa, bu kaya resimlerinin de Kabataş Devrinden kaldığı söylemek mümkündür. Gercüş’ünde içinde bulunduğu bölgeye ilişkin tarih öncesi döneme ait bilinen tek şey Hurri’lerin M.Ö.3000 yıllarından başlayarak yerleşmiş olduğudur. Hurri anayurdu, en geniş sınırlarıyla Fırat’ın kolu olan Habur Çayı ile Asi Irmakları arsıydı. Hurri’lerin M.Ö.3000 yıllarının sonlarında Subaru Boylarını da egemenlikleri altına alarak Kuzey Mezopotamya, Halep ve Suriye’ye yayıldıkları M.Ö.13. yüzyıla ait Asur kaynaklarında Nairi ülkelerinin batı bölümünde gösterilmiştir. M.Ö.7. yüzyıldan kalma Asur kaynaklarında da Şupriya adıyla söz edilir."

"M.Ö.1240 yıllarından itibaren bölgeye egemen olan Asur devleti, Gercüş’ün de içinde bulunduğu yöreye M.Ö.744 yılında üstünlük kurdu. (Gercüş Ovasında yer alan Zorrava’ya adıl yörede bulunan Asurlara ait mühür ve tablet Mardin Müzesinde sergilenmektedir). Asurlar devleti, III. Salmanasar zamanında genişleme olanağı buldu. Kuzey ve Güney Mezopotamya. Suriye ve Filistin’e kadar yayılan Asur devleti tamamıyla yıkılınca Metler bölgeye tam anlamıyla egemen oldu. Orta Anadoluya kadar yayılmış olan Met Devletinin egemensizliğine Pers Devleti son verdi. Pers İmparatoru I. Daraios döneminde (522-485) yapılan yönetsel bölünmeyle imparatorluk, merkeziyetçi bir yapıya dönüştü. Bu bölünmeye göre İmparatorluk 23 Büyük Satraplığa (Askeri Valiliğe) ayrılırken, Gercüş’ün de içinde bulunduğu Yöre Büyük Satraplığa bağlandı. Bu Satraplığın sınırları Batıda Kilikya’dan, Doğudan Habur ırmağına, Kuzeyden Aras Sapraplığına ve Güneyden Mısıra dek uzanıyordu. Bölgeye hakim olan Büyük İskender’den sonra bölge toprakları için Roma ve Partlar karşı karşıya geldi. M.S. 63 yılında Romalıların bölgede hakimiyeti sağlayarak Part egemenliğine son verdikleri görülür. Roma İmparatorluğu, II. Yüzyılın sonlarında İran yaylasından gelen, Sasani askeri güçleri ile sık sık savaşmak zorunda kaldı. İki imparatorluk arasında yapılan mücadeleler sırasında bölge iki güç arasında sürekli el değiştirdi. Bölge, Roma dünyasının 395 te ikiye bölünmesiyle Bizans olarak tarihe geçen Doğu Roma İmparatorluğunun sınırları içinde kaldı. Bizans-Sasani mücadelesinde sahne olan bölge, 7. yüzyılın ikinci çeyreğinin sonlarında bu kez başka güçleri misafir etti: Arap-İslam Kuvvetleri Halife Ömer döneminde(634-644) bölgede başlayan İslam egemenliği dört halife dönemini izleyen Emeviler döneminde de devam etti. 750 yıllarında yıkılan, Emevi saltanatından sonra Abbasi ve onlardan sonra Hamdaniler’in egemenliği başladı. Hamdanilerin kendi aralarındaki hakimiyet mücadelesinden faydalanan Mervaniler (990-1096) bölgede egemenlik kurdular. Mervanilerin bölgeye hakim olduğu sıralarda, Malazgirt’te Bizans ordusu yenilmiş ve bu yenilgi gücü ortadan kalkmıştı. Selçuklu Devleti gücünün zirvesindeyken Mervaniler eski güçlerini yitirmişlerdi. Bu durumdan faydalanan Selçuklular Mervaniler’in egemenliğine son verdiler. Böylece Gercüş Selçuklular’ın egemenliğine geçti."

"Anadoluda büyük toprak parçaları alınmasında ve Mervani egemenliğine son verilmesinde büyük rol oynayan Artuk Beyi, Fahr‘üd Devle’nin Melihşah’a şikayet etmesi sonucu sultan ile arası bozuldu. Sultanla arası bozulan Artuk bey, Suriye Selçuklu sultanı Tutuş’un hizmetine girdi. Tutuş’un emrindeyken yaptığı hizmetler karşılığında Kudis valiliği verildi. Artuk Beyin, 1091 yılında ölmesiyle birlikte yerine oğulları geçti. Artuk Beyin oğlu Sökmen Suriye Selçukluların adına Hasankeyf’e egemenlik kuran Musa’nın öldürülmesi ile Hasankeyf’i ele geçirdi. Böylece Hasankeyf Artuklu Devletinin temelleri atılmış oldu(1101-1132). Hasankeyf Artukluları’n dışında Mardin’den(1108-1408), Harput’a(1185-1233) yılları arasında Artuklular Hüküm sürmüşlerdir. Suriye, Mısır ve Yemen’de güçlü bir devlet kuran Eyyübiler, gerek Mardin gerekse Hasankeyf Artukluları ile ilişki içerisinde olmuşlardır. 1232 yılında Eyyübiler tarafından ortadan kaldırılan Hasankeyf Artukluları tarihçesinden silinmiş, olanların yerine Hasankeyf’te Eyyübiler dönemi başlamış oldu. Moğolların doğuyu istila etmesiyle bölgede Moğol-İlhanlı egemenliğini görmek mümkündür. Timur’un kazandığı başarılar bölgedeki devletlerin Timur’un egemenliğini kabul etmeğe zorladı. Timur’dan sonra bölgenin hakimiyeti için Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Eyyübi Devletinin mücadelesi baş gösterdi. İran yaylasında güçlü bir devlet kuran Safeviler XVI. yüzyılın başlarında bölgeye hakim oldular. Safeviler’in doğadaki faaliyetlerinden rahatsız olan Osmanlı Devleti doğu ile ilgilenmeye başladı. Anadolunun doğu toprakları için Safevi-Osmanlı mücadelesi başladı 1514 yılında Çaldıran savaşında Safevi güçlerini yenip Amasya’ya dönen Yavuz Sultan Selim, İdris-i Bitlisi’yi doğu anadolu halkını Şah İsmail’e karşı ayaklandırmakla görevlendirdi. İdris-i Bitlisi’nin faaliyetleri sonucu halk Safeviler’e karşı direnç gösterdi ve 1517 yılında yıkılışına kadar bölgede Osmanlı Devleti dönemi başladı. XIX. yüzyılın başlarında Diyarbakır, Mardin sancağına bağlı Midyat kazasının bir nahiyesi olan Gercüş, 30 Mayıs 1926 yılında ilçe statüsünü kazanarak Mardin iline bağlandı. 16 Mayıs 1990 tarihine kadar Mardin iline bağlı bir ilçe olan Gercüş, bu tarihte bakanlar kurulunun aldığı kararla yeni bir il statüsü kazanan Batman’a bağlandı. Gercüş, halen Batman iline bağlı bir ilçe olarak teşkilatlanmadaki yerini almaktadır. 10 Mayıs 1926 yılına kadar Midyat ilçesine bağlı bir köy iken; bu tarihten sonra ilçe statüsüne kavuşmuştur. Gercüş adının ceviz memleketi anlamına geldiği sanılmaktadır. Önceleri Diyarbakır’dan Şam’a giden yol buradan geçtiği için eski adının Şahmar olduğu söylenmektedir. İlçeye bağlı Hisar, Arıca, Kırkat ve Yamanlar gibi tarihi millattan öncesine dayanan yerleşim yerleri mevcuttur. Tarihi ile ilgili fazlaca yazılı bilgi ve belge mevcut değildir. 18.07.1987 günü Batman’ın il olması ile birlikte Batman’a bağlanmıştır."

"Nüfus sayım sonuçlarına göre; ilçe merkezi 8.200, Kasabalar ve Köyler toplam nüfusu 22.000’dir. Nüfus yılda ortalama %.0,703 artmaktadır. Toplam Kadın sayısı 15.767, toplam erkek sayısı 16.22’dir. Nüfusun azımsanamayacak bir bölümü ilçe dışında yaşamaktadır. Göç yönelimi önce il merkezine ve sonra Mersin, Adana ve Ege bölgesine doğrudur. Halkın büyük bir bölümü şafi mezhebine mensuptur. Hıristiyan vatandaşlarımız 20-30 yıl kadar önce ilçemizden ayrılmışlardır ve göç yönelimi Avrupa ülkelerine doğru olmuştur. Ortalama 40 yaşının üstü vatandaşlarımızın özellikle kırsalda yaşayanların Türkçe’yi konuşmakta zorlandıkları hatta azımsanamayacak bir bölümünün de konuşamadığı görülmektedir. İlçede Türkçe’nin yanında Kürtçe ve Arapça da konuşulmaktadır. İlçe Merkezinde medyan yaş 20’dir diğer ilçeler ve il merkezine göre daha yaşlı bir nüfusa sahiptir. Köylerde cinsiyetler arasında medyan yaş farkı oldukça az olup, köylerdeki erkek nüfusun yarısı 16, kadın nüfusun yarısı 17 yaşından gençtir.

 İlçe, Mardin-Midyat eşiği denilen 1100-1200 metre yükseklikteki dağların kuzey eteğinde, etrafı dağlarla çevrili 850 rakımlı bir platoda kuruludur. Güneyinde Midyat, kuzeyinde Hasankeyf, doğusunda Dargeçit, batısında Savur ve Bismil ilçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezi Batman iline 59 km mesafededir. Yüzölçümü 1070 km2’dir. Nüfus yoğunluğu km2’ye 26 kişidir. Yıllık ortalama yağışlı gün sayısı 90 olup metrekareye ortalama kg yağış düşmektedir. İlçede karasal iklim hüküm sürmektedir. "

"Genel olarak ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ancak sulanabilir alanların darlığı ve su kaynaklarının yetersizliği nedeni ile bu sektörlerdeki üretim günlük hane ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Üzüm, buğday, arpa, mercimek, nohut, sebze yetiştirilmektedir. Çeşitli iş kollarında 262 adet küçük esnaf mevcuttur. İşletme büyüklüklerine ulaşmış işyeri mevcut değildir. Sanayi kuruluşu bulunmamaktadır. Ortalama gelir seviyesi Türkiye ortalamasının çok altındadır. Nüfusun ciddi bir bölümü mevsimlik işçi olarak dışarı gitmektedir. Gercüş ilçesi, 1.062.400 dekar arazi varlığına sahiptir. Bunun 117.100 dekarı tarıma elverişli arazi, 762.725 dekarı tarıma elverişsiz arazi, 120.320 dekarı orman arazisi, 62.240 dekarı mezradır. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan alan toplam arazinin %16.88’idir. 19.120 dekar alanda üzüm, 6.667 dekar alanda sebze, 39.500 dekar alanda buğday, 16.000 dekar alanda arpa, 16.000 dekar alanda mercimek, 110 dekar alanda pirinç yetiştirilmektedir. 1500 adet yerli 20 adet kültür ırkı olmak üzere toplam 1520 adet büyükbaş hayvan ve 2900 adet yük ve binek hayvanı; 7500 adet koyun, 10000 adet keçi olmak üzere toplam 17500 adet küçükbaş hayvan; 21000 adet tavuk, 3000 adet hindi, 2000 adet kaz-ördek olmak üzere toplam 26000 adet kümes hayvanı; 600 adet eski ve 850 adet yeni olmak üzere toplam 1450 adet arı kovanı bulunmaktadır."

Gercüş Konut Projeleri

daha fazla yükle

© Copyright 2016 | 3DKonut.com inşaat, konut projeleri ve emlak haberleri platformu bir 3DVisualEarth iştirakidir. | Her Hakkı Saklıdır.