|   |   | 

Bünyan Konut Projeleri Vitrini

Bünyan Projeler Haritası

Bünyan Konut Projeleri

Bünyan'ın Tarihçesi
Bünyan, yıllar boyu büyük bir yerleşim merkezi olmadığı için tarihçesi Kayseri’ ye bağlı kalmıştır. Bölge hangi hakimiyetin altına girmişse Bünyan da ona tabi olmuştur.
Bünyan’a ilk yerleşimin, kayabaşındaki mağaralardan Etiler tarafından olduğu bilinmektedir.(Etiler M.Ö.1450-1200 tarihleri arasında Kızılırmak boylarında hüküm sürmüş ve zamanın en büyük yerleşim merkezlerini kurmuştur.(Kaniş-Karum) gibi,

Eti Devleti M.Ö.1200 tarihinde Medler’in ve Pers’lerin istilasına uğrayarak yıkıldıktan sonra iç kısma çekilen Etiler Akkışla İlçesini Kululu Köyünde Tabal Krallığını kurarak burayı kendilerine Başşehir yapmıştır.(Bu tarihlerde hüküm süren Hititlere Geç Hititler denmektedir.) Tabal Krallığı 24 prenslik merkezinden meydana gelmiş idi. Bu prensliklerin biri de Bünyan’ın Sultanhanı köyüdür. Sultanhanı’nda yapılan kazılarda bulunan yazılı taşın üst kısmının kırık olmasına rağmen 4,7 ve 10. satırlarında Prens Savativara kendisini Tabal kralı Vauşmen’in vasili olduğunu bildirmektedir. (Bugünkü Sultanhanı köyü, kervansaray yapıldıktan sonra kurulmuştur.) eski prensliğin harabe halindeki kalıntıları Tuz Gölü’nün kıyısındadır. Eti Devleti’nin yıkılmasından sonra Medler’in Anadolu’ya hakim olduğu dönemde, Bünyan önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. 1915-1920 yılları arasında Bünyan’da bulunarak Ankara’daki müzeye gönderilen “Ateş Sunağı” (Heykel) üzerinde inceleme yapan Alman Ord. Prof. Kurt Bittel özetle şöyle demektedir.”Medler’in Anadolu’ya hakim olduğu dönemde Ateş Dini Anadolu’ya hakim olmuştur. Bünyan’da bulunan Ateş Sunağından anlaşıldığına göre Bünyan’da bir ateş tapınağı bulunmakta idi. Bünyan o zaman Kapadokya’nın hücra geçitsiz bir bölgesinde değil, tahminlerimize göre memleketin fiilen merkezini teşkil eden bir kısmında bulunuyordu. Bünyan aynı zamanda, volkanik yaylanın tam ortasında, Mazaka vadisinin doğu kenarında ve böylelikle Kapadokya’nın asıl merkez bölgesinin içinde bulunmaktadır. Anadolu’da yayılan Ateş dini Romalıların Anadolu’ya hakim olmasına kadar devam etmiştir.

Roma İmparatoru Büyük İskender, Kızılırmak’ın iki yakasındaki Devletlerin hakimiyetine son vererek, bu toprakları Roma İmparatorluğuna katmıştır.

Roma İmparatorluğu Anadolu’ya hakim olunca Hıristiyanlık dini yeni yeni yayılmaya başlamıştı. Gizli olarak yayılmakta olan bu dinin mensupları Kapadokya bölgesinde (Ürgüp, Göreme) olduğu gibi Bünyan’da da Kayabaşındaki mağaralarda yaşamıştır. Kapadokya’daki özelliklerin aynısının burada olmasına rağmen Kayabaşı ilgisizlikten tanıtılamamıştır.
Bölge 647 tarihinde Muaviye tarafından ele geçirilerek bir müddet Arapların hakimiyeti altında kalmıştır. İlçedeki Sümerbank Fabrikası’nın temel kazısında bir çömlek içerisinde bulunan Abbasi Halifelerinden Mustazi Binurullah’a ait gümüş paraların bu dönemden kalmış olması muhtemeldir. (Bu paralar Kayseri müzesindedir.) Bölge, ilk olarak Türkler tarafından 1067 tarihinde Afşin Bey tarafından fethedilmiştir. Bünyan’a Türkler tarafından ilk yerleşim bu tarihte olmuştur. Cami-i Kebir Mahallesi’ndeki mezarlıkta bulunan Selçuklu mezarları üzerindeki tarihler 1067 yılını göstermektedir. 1071 tarihinden sonra Anadolu Selçuklu hakimiyeti altına girince, Alparslan yıkılan eski Kayseri şehrin yerine bugünkü şehri kurmuştur. Şehre de Türkistan ve Buhara’dan gelen Müslüman Türkler ile Afşarlar’ın İran’da yaşayan kollarından bazı Afşar aşiretlerini yerleştirerek, çevrede konuşulan Rum dilini yasaklayıp Pelü Türkçesini (Uygurca) resmi konuşulan dil haline getirmiştir.
Türkler Anadolu’ya ilk olarak 1071 tarihinden sonra gelmemiş, bazı Türk boyları Alparslan’ın Anadolu’yu fethinden önce Anadolu’ya yerleşmiştir. Bunların ekseriyeti hıristiyanlığın tesiri altında kalarak hıristiyan olmuş Türklerdir. Bunun en bariz örneği Alparslan’ın 1071 tarihinde yapmış olduğu Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Romanos Diogenes’in ordusunda bulunan hıristiyan Türk boylarının Alparslan’ın tarafına geçmesidir. Bunun yanında da bazı müslüman Türk boyları da Anadolu’ya yerleşmiştir.
1018 yılında Tuğrul Bey’in kardeşi Çağrı (Çakır) Bey Anadolu’ya geldiğinde burada daha önce gelen Türkmen boyları ile karşılaştı. (Türkmen, Müslüman alemi tarafından Müslüman Türklere verilen genel addır.)
Kayseri ve çevresi 1086 tarihinde Danişmendi emirlerinden Mehmet Gümüştekin Gazi tarafından fethedilerek Danişmendi Beyliği’ne baş şehir yapılınca, Bünyan’a Türklerin yerleşmesi bu tarihten sonra hızlanmıştır. Mehmet Gümüştekin Gazi 1086 tarihinde Kayseri’yi fethettiği ve “Kayseri fatihi” unvanını aldığı Şer-i Mahkeme Sicili’nde, 13 Muharrem 1636 tarihi ile kayıtlı Padişah fermanı ile tasdik edilmiştir.
Emir Mehmet Gümüştekin Gazi’ye, bu başarılarından dolayı Halifelik makamınca “Melik” unvanı verilmiştir. (Melik Mehmet Gümüştekin Gazi 1134 tarihinde ölmüş ve Kayseri’de kendi ismi ile anılan Melikgazi Türbesi’nde yatmaktadır.) Bu tarihten sonra Danişmendi Beyleri melik unvanı ile anılmıştır.
Melikgazi, Kayseri ve çevresinde birçok savaşlar yaparak çevrede yaşayan rum ve ermenilerin hakimiyetine son vermiştir.
Bünyan’daki Kurbantepe denilen yerdeki şehitlik (mezarlık) bu savaşlardan kalmadır.
Kayseri ve çevresi 1162 tarihinde İzzettin Kılıçarslan tarafından yeniden Selçuklu topraklarına katılmıştır. Selçuklu idaresinde Kayseri’nin ismi yıllarca Danişmend ili olarak geçmiştir. Kayseri ve çevresinin imarı 1219-1236 tarihleri arasında Sultan Alaeddin Keykubat zamanında olmuştur. Anadolu’da birçok cami ve kervansaray yaptırılmıştır. Bu dönemde Bünyan’a Selçuklular tarafından bazı yerleşmeler de olmuştur. Bunlar merkez dahil Büyük Bürüngüz, Girveli, Sultanhanı, Karadayı, Yünören, Akmescit Köyleri ile Elbaşı Nahiyesi’dir. Büyük Bürüngüz köyündeki cami ile Karadayı ve Sultanhanı köylerindeki Kervansaraylar bu dönemden kalmadır.
Selçuklu Devleti zayıflamaya başlayınca Anadolu’daki hakimiyetini kaybetmiş, Anadolu’da İlhanlı Hükümdarı Gazan Han’ın hakimiyeti altına girmiştir. Gazan Han 1294 tarihinde müslümanlığı kabul edince Gazan Mahmut Han adını almıştır. İlhanlılar döneminde Anadolu imar edilmiş, birçok tarihi eser yaptırılarak müslüman dinin yayılmasına ve gelişmesine çalışılmıştır. Bu tarihlerde Bünyan’a 30 km mesafede bulunan Yabanlı Pazarı (Pazarören), devletlerarası alışverişin yapıldığı zamanın en büyük pazarıdır. 1277’den itibaren Anadolu, Moğolların hakimiyeti altına girmesiyle bu çevre Moğol Umumi Valileri’nin yaylakları durumuna gelmiştir. Moğol Umumi Valisi Samagar Noyan, burada oturduğu için Pazarören ‘in batısındaki bir köy ile yakınındaki dağ Samağar ismini taşımaktadır. Bu tarihlerde bu köye İlhanlılar tarafından yerleşmeler olmuştur. İlhanlıların Anadolu Valisi Tac-ı Kızıl Emir Zahirrettin Mahmut tarafından 1333 tarihinde Bünyan’a bir cami (Camii kebir) yaptırılmıştır. Tac-ı Kızılın asıl adı İlhanlı emirlerinden Esen Kutluğ’dur. Kesin olmayan bilgilere göre bu emirin Bünyan’a yerleşip öldüğü, oğlu Emir Zahirrettin Mahmut tarafından da babasının hayrına buraya bir cami yaptırdığı söylenmektedir.
İlhanlı Hükümdarları, Cengiz Han’ın torunlarıdır. Timurlenk Anadolu’yu istila ettikten sonra geri dönerken Anadolu’daki Tatarları zorla götürmüştür. Bunlardan yalnız İlhanlıların Anadolu Valisi Samagar Noya’nın aile efradı ile Tatarların Cu’ankar kolu Anadolu’da kalmıştır.
 
Bölge bu tarihten sonra Ertena (Erdena) Beyliği’nin hakimiyeti altına girmiştir. İlçemizin Yağmurbey köyü bu tarihlerde kurulmuştur. Mehmet Bey Ertena Beyliği’nin başına geçince kendisini içki ve eğlenceye vermiş, beyliğin gidişatını iyi görmeyen Ertena Emirleri’nden Emir Kurt Beyi tahttan indirerek hapsetmiştir.
Hapisten kaçan Mehmet Bey, Karamanoğlu Beyliğine sığınarak çocukluk arkadaşı olan Karamanoğlu Beyi Seyfettin Süleyman’ın kardeşi Alaeddin Ali’den yardım istemiştir. Alaeddin Ali de 20.000 kişilik bir ordu ile Kayseri üzerine yürümüştür.
1357 tarihinde yapılan savaşta, Emir Kurt Bey yenilerek Sivas’a doğru kaçmıştır. Mehmet Bey tahta geçtikten sonra Emir Kurt Bey affedilerek kendisine Yağmurbey köyü tımar olarak verilmiş, Emir Kurt Bey’de buraya yerleşmiştir. Etrafa ait bir tepe üzerindeki ilk yerleşim yerinin temel kalıntıları halen durmaktadır.
Ertena Beyliği zamanında Ertena Beyliği’nin 4. Emiri Cafer Bin Ertena (Cafer Bey) tarafından Karkaya köyünde türbesi bulunan Seyyit Halil Hazretleri’nin tekke ve zaviyesi adına, evladına ve sülalesine birçok gelir ve arzi vakfedilmiştir.
Kayseri ve çevresi 1467 tarihinde Fatih Sultan Mehmed’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Bu dönemde Kayseri ve çevresi sık sık Maraş’ta hüküm süren Dulkadiroğlu Beyliği’nin hakimiyeti altına girince Anadolu’da Dulkadiroğlu Beyleri’nden Aleddevle Bozkurt Bey ve Aleddevle Şahruh Bey tarafından imar ve onarım işleri yapılmıştır. Büyük Bürüngüz köyündeki Sultan Alaeddin Cami de bu kişiler tarafından tamir ettirildiği için bu camiye Aleddevle camii de denilmektedir. Melik Gazi köyündeki Melik Gazi türbesini yaptıran Aleddevle Bozkurt Bey’ in Samağır Köyü’ndeki Abdurrahman Gazi Türbesi ile Karakaya köyündeki Seyyid Halil Hazretleri’nin türbesini de yaptırmış olması gerekir. Çünkü bu türbeler büyüklü küçüklü altıgen üzerine aynı plandadır.
16. Asır başlarında Kayseri kazasında Sahra, Koramaz Cebel-i Ali, Cbel-i Erciyes, Karakaya, Kenarı ırmak, Malya, Karataş ve Bozatlu olmak üzere 9 nahiye bulunmaktadır.
Günümüzde 906/1500 ve 926/1520 tarihli tahrir defterinde kayıtlı bu nahiyelerin hiçbirisi yoktur.
Sarımsaklı (Bünyan), Büyük Bürüngüz (Ulu Bürüngüz), Gergeme, Sultanhanı köyü ile Süksün Cemaati ile Süleymanlı Cemaati, Koramaz nahiyesine bağlı idi. O zamanki idari sisteme göre bu nahiyeler bir yerleşim birimi değil de idari sınırlar içerisinde kalan yerdi.
1500 tarihli tapu tahrir defterlerinde köylerin şahıslara akçe karşılığı mülk olarak verildiği gösterilmektedir. Bazı köylerin hisselere ayrılıp birkaç kişiye de verildiği görülmüştür. Koramaz nahiyesine bağlı olan köylerden şahıslara mülk olarak verilen ilçemiz köyleri şunlardır:
Mülk sahibi şahıslar Köy Akçe
Sa’di Bey Sarımsaklı 7986
Mustafa Çelebi, Cafer Bey Sarımsaklı 7986
Hundi Paşa El Meşhur Ali Yahşi Sarımsaklı 2400
Verese-i Sadık Ulu Bürüngüz 3043
Şah Sultan Binti Hızır(Şahıs Vakfı) Ulu Bürüngüz 1110
KasımÇelebi Gergeme 1841
Hüseyin V. Cansız Gergeme 2403
Aynı tarihte tapu tahrir defterindeki kayıtta Sultanhanı Köyü’nün Dulkadirli hissesi olduğu belirtilmektedir.
 
1500 yılında Osmanlı Devletince tutulan Başbakanlık Arşivi’nde Maliyeden Müdevver defter 20 varak 29 a-29b-30a tapu tahrir defteri 387 sayfa 105 ‘deki Sarımsaklı (Bünyan) sayfa 204’deki Gergeme(Doğanlar) köyüne aittir.
 
Sarımsaklı Köyü: Mezkun halkın %60’nın gayr-i müslim olduğu köyde 1500’de 54 gebran hane, 37 müslim hane, 21 vergi mükellefi,1 imam, 1 a’ma,1 biruni,1 zaviyedar, 1 pir-i fani ve 2 gaip, 1520’de 35 müslim hane, 78 gebran hane, 13 vergi mükellefi, nüfus bulunmakta idi. Köyün başlıca mahsulleri arpa, buğday ve bostan idi. Hayvancılık ve arıcılıkta yapılan köyde 2 bezirhane ve 4 değirmen vardı. Alınan vergi hasılı 1500 de 18 bin 934 akçe cizye olarak 1338 akçe, 1520 de ise 19946 akçe idi. Bu iki tarih arsındaki nüfus artışı %2 kadardır. Sarımsaklı köyünden çıkan sudan, bu köyün hudutları dahilinde öteden beri hücret-i şer’iyye ile Mir’abık alınmadığı tahrir sırasında belirlenince hüccet verilecek deftere kayıt edilmiştir. Bu köyü tabii olan Höngele mezrasının hasılı 720 akçe, İsa Emirze Bey çiftliğinin hasılı ise 1100 akçe idi.
Gergeme Köyü: 16. asır başlarında gayrı Müslimlerle meskun olan köyde 1500’de 2h 2c, 6m nüfus vardı. Fakat bu köye tabii olan Meysun mezrasında meskun olup aynı tarihte mezrada 4h, 4c, 2m, nüfus bulunmakta olup, 1520 tarihinde 18h, 5m, nüfus kayıtlı idi. 1500 tarihli defterde burada 10 çiftlik yerin Osmanlı Memluk harbinde 1485-1490 Şam askerinin tecavüzüne maruz kalması sebebiyle mahlul olduğu ve bu yüzden divani hasıl kayıt edilmediği belirtilmektedir. Köyün başlıca mahsulleri arpa, buğday, bağ, meyve ve ceviz idi. ayrıca köyde 4 değirmen ikisi harap 4 bezirhane vardı. Köyün vergi hasılı mezra ile birlikte hesaplanmış olup 1500 de 3378 akçe,1520 de ise cizyesi 596 akçe olmak üzere hasılı 2296 akçe idi. Bu köyde tabii olan Toraman ve Serçe mezralarının hasılı 756 akçe idi, denilmektedir. Bu tarihlerde tapu kayıt defterlerinde Bünyan’a (Sarımsaklı Kariyyesi) yerleşen Türkler içerisinde İsa Emirze Bey’den ve burada bulunan Çiftliğinden bahsedilmektedir. Emirze oğulları günümüzde Emirze oğlu, göçer, Karakut, Ecevit, Sert, Çalıoğlu, Akat, Eser gibi soyadlar almıştır. Bünyan’ın kurucu aileleri arasında rastlanan lakapların bazıları şunlardır: Horasanlıoğulları, (İmamoğulları) bu aile zamanla 5 lazade (Çınar) 4-Abdi Efendi (Ünal) 5- Sadiler (Önsoy-bozkurt) bu aileye 1561 tarihinde Seyyit’lik beratı verilmiştir. (Seyyit Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere denmektedir.)
 
1500-1520 yılları arasında tutulan tapu tahrir defterlerinden anlaşıldığına göre Gergeme Köyü’ne bu tarihe kadar Türkler yerleşmemiştir. Buraya Türklerin yerleşmesi 1520 tarihinden sonra olmuştur. İlk yerleşen aileler Bezircioğulları ve Bezircilerdir. Bezircioğulları (Tanrıöver, İşlenmiş, Biçer, Özsoy, Şahin, Akgül, Ünal, Toprak, Çakmak, Çakıcı) Bezirciler (Kaplan, Cesaret, Kaysı, Akay, Altuntaş, Ceylan) dır. Bu aileler Bezircilik yaptığı için bu lakabı almıştır. (Bezir, ızgın bitkisinden çıkartılan yağdır.) O tarihte Kayseri kazasının dışarıya ihraç ettiği malların başında Bezir ve Güherçile gelmektedir.
 
1510 tarihinde ilçe köylerine birçok yerleşme olmuştur. 1510 tarihinde İran Hükümdarı Şah İsmail ile Maraş’ta hüküm süren Dulkadiroğlu Beyliği arasında savaş çıkınca daha önceleri Maraş’a yerleşen birçok Türk boyu buradan göç ederek Osmanlı Devleti topraklarına yerleşmiştir. Şah İsmail ile Aleddevle Bey arasındaki savaşın sebebi ise kız isteme meselesidir. Şah İsmail, Dulkadiroğlu Beyi Aleddevle’nin kızını istemiş o da vermeyince Şah İsmail ordusu ile Maraş üzerine yürümüştür. Neticesinde Anadolu’da Alevilik yayılmaya başlamış bu olay ilerde Çaldıran savaşının başlıca sebebi olmuştur.1710-1720 yılları arasında Horasan’dan gelen Serdengeçti Ahmet Ağa Kayseri Ayanı Çobanoğlu’ndan izin alarak Bünyan’a (Sarımsaklı) yerleşmiştir. Ahmet Ağa 1730 tarihinde İran’la yapılan Tebriz harbine Cebeci Bayraktarı Sarımsaklı Ahmet Ağa olarak katılmıştır. Mir’at-ı Kayseriyye bu konuda şunları demektedir: “Patrona Halil İsyanı bastırıldıktan sonra isyana katılanlardan birçoğu memleketine kaçınca 1730 yılında çıkan bir fermanla bu eşkıyaların cezalanması istenmiştir. Bunlardan Kayserili Kulaksız Hüseyin denilen şahsın cezalandırılması için orta çavuşlarından Bekir Ağa bu şahsın suçlu olduğunu tespit etmiş, fakat kendisinin Cebesi Bayraktarı Sarımsaklı Ahmet Ağa’nın bayrağı altında Şark Seferine gittiği için kardeşinin yanında bulunan mallarına el koyarak açık artırma ile sattırıp devlete irat kayıt etmiştir. “
 
Cebeci Bayraktarı Sarımsaklı Ahmet Ağa Tebriz Harbi dönüşünde getirdiği çeşitli harp ganimetleri arasında Tebriz Müftüsü’nün kızı Kadıncık Kadın da vardır. Ahmet Ağa’ bu hanımdan çocuğu olmamıştır. Kadıncık Kadın’ın mezar taşındaki (Bilavelet) çocuksuz yazısı dabu olayı teyit etmektedir. Konaklılar denilen Ahmet Ağa’nın sülalesine acem (İran’lı )denmesinin sebebi budur.
 
Ahmet Ağa’nın oğlu Ömer Ağa1785 tarihinde konağı yaptırmıştır. Konak yapıldığında etrafı sur gibi duvarlarla çevrili, mazgal delikleri bulunan, nöbet kuleleri ile korunan, muntazam bir yapı idi. Binada haremlik, selamlık kısımları ile misafirhaneler ve develikler vardı.
 
Konağı yaptıran Ömer Ağa’nın torunu olan Derviş Ağa da, 1877 tarihinde Derviş Ağa Camii’ni yaptırmıştır.
 
Bünyan ilçesinin önceki ismi Sarımsaklı’dır. İsmin Sarımsaklı olmasının sebebi, Kayseri’nin Sarımsaklı ihtiyacının büyük kısmının buradan temin edilmesindendir. Sarımsaklı bir köy iken Osmanlı Devleti zamanında zamantı havalisine yerleştirilen Avşar oymaklarının baskılarından çekinen çevre köylerin, Alımpınarı, Eğiset, Bahroğlu, Karaağız, Boyalı, Susuzca, Karaziraat, Öğrenci, Suluören, Elönü, Fakılar, Höyüklü, Tadırlı, Karabaşören Ada, Kayapınar, Mansır, Sarıkaya, Çorbacıyeri, Çalapverdi, İsriil, Koyunağalı, Poşana, Ağcağıl, Başınyayla, Zibaba, Örtüören, Karakışla, Akmezgit, Mahzenin Ören, Topuklu, Kötüören gibi köy ve mezraların Sarımsaklı’ya göç etmelerinden nüfusu aniden çoğalınca, 1878 tarihinde Nahiye olmuştur. Nahiye müdürlüklerini yapan şahısları; Çöreke’nin Hasan Efendi, Konaklı Hacı Ağa ile Gergemeli Hacı Ağlardır.
 
Sarımsaklı nahiyesi 1895 tarihinde Osmanlı Padişahı Abdülhamid zamanında ilçe olmuş, ilçeye de padişahın ismine izafeten Bünyan-ı Hamit (Hamidiye) ismi verilmiştir. Bünyan Arapçada “Yapı” anlamına gelmektedir. Bünyan-ı Hamit, Hamid’ in yapısı anlamındadır.
 
Burada Sarımsaklının İlçe olmasına sebep olan Konaklı Hayret Ağa’dır. Hayret Ağa Nahiyede sözü geçen ve çevresi olan bir kişidir. Sivas Mutasarrıfı Halil Rifat Paşanın yakın dostudur.( Sarımsaklı o tarihte Sivas’a bağlıdır. ) Bir müddet sonra sadrazam olan Halil Rifat Paşa Hayret Ağanın hasta olduğunu duyunca kendisini tedavi ettirmek için İstanbul’a çağırttırmıştır. İstanbul’a giden Hayret Ağaya tedavisi yapıldıktan sonra Sadrazam tarafından bir isteğinin olup olmadığını sorulur. Hayret Ağada Sarımsaklı Nahiyesinin ilçe olmasını talep eder. Sadrazamda “sen git, ben Sarımsaklı’nın ilçe olduğuna dair fermanı gönderirim” der. 1895 tarihinde Sarımsaklının Bünyan-ı Hamit ismiyle ilçe olduğuna dair Padişah fermanı gelir.
 
Ani göçlerle Bünyan’ın İlçe olmasına sebep olan Avşarlar, 24 oğuz boyundan Bozok koluna mensuptur. Kayseri ve ilçelerinde yaşayan Avşarlar, Kuzey Suriye’de ve Halep’te yaşayan Avşarların bir kısmıdır. 17. yüzyılda Osmanlı Devleti zayıf düşüp, göçebeleri askere almayıp bunlardan vergi toplayamaz olunca, boyları iskana tabii tutmuştur. Göçebe halkı, çiftlik yapan yerli halka zarar vermemesi için zamanla yıkılarak viran olmuş terkedilmiş topraklara yerleştirip, buraları imar ederek tarımı geliştirmek istemiştir.
İskana razı olmayan Avşarlarla Hükümet kuvvetleri arasında kanlı çarpışmalar neticesi Avşarlar’ın bir kısmı Rakka, Hama ve Hunus’a sürgün edilerek iskana tabi tutulmuştur. Zamantı bölgesinde yaşayan Avşarlar devleti yerleşik düzene geçeceklerine inandıkları için sürgün edilmemelerine rağmen burada yerleşik düzene geçmeyip talan hareketlerine katılınca, devlet tarafından 1703 yılında Rakka’ya sürülmüş, buradan kaçmışlar, 1730 yılında yine Rakka’ya sürülmüş, yine kaçmışlar, Devlet otoritesinin zayıf olmasından Devlete isyan ederek bir müddet bildikleri gibi yaşamışlar, 1886 yılında Derviş Paşa Fırka-ı İslahiye birlikleri ile kanlı çarpışmalar neticesinde, Avşarların isyanını bastırınca, Avşarlar 1887 yılında uzun yaylada mecburi iskana (tecir) tabi tutulmuştur.
1908 yılında meşrutiyetin ilanı ile Abdülhamit tahttan indirilince, İlçenin isminden Hamit kelimesi kaldırılmış, isim Bünyan olarak kalmıştır. Bünyan İlçe olmadan Sivas İlinin Pınarbaşı (Aziziye) İlçesine bağlı iken 1912 yılında Kayseri iline ilçe olarak bağlanmıştır.
 
İlçe daha önceleri Müslüman ve Hristiyan Mahallesi olmak üzere 2 kısma ayrılmıştır. Yenice Mahallesi’nde rumlar, Bayramlı Mahallesi’nde Ermeniler oturduğu için buralara Hıristiyan Mahallesi, Müslümanların oturduğu Camiikebir, Dervişağa, İbrahimbey, Camiicedit Mahalleleri’nin bulunduğu yukarı kesime de, Müslüman Mahallesi denilmekte idi. Yenice Mahallesi’nde oturan rumların ekseriyeti 1923 yılında Yunanistan’da bulunan Müslüman Türklere mübadele (değiştirme) edilmiştir. Yunanistan’daki Türklere mübadele edilen rum denilen halkın ekseriyetinin aslı, Hıristiyan Türk’tür. Hıristiyan Türkler hakkında ilk bilgi 1580 yılına ait Kayseri Mahkemesi kayıtlarından alınmıştır. Bu konuda Prof. Dr. Mehmet Eröz şunları söylemektedir: “Mahkeme kayıtlarından anlaşıldığına göre Sarımsaklı’da (Bünyan) Kaya isimli Hıristiyan Türk, oğluna önce Yahşi adını vermiş fakat keşiş olduktan sonra yahşiyi Papadopulos’a çevirmiş, kızının adını da Nikol koymuştur.
 
Türkler Ortaasya’dan Anadolu’ya göç etmeye başladığında, gelen Türkler arasında Hıristiyan Türklerde vardı. Bunun haricinde 1071 den önce Anadolu’ya göç edip hıristiyanlaşmış 10 bin Kaman Türkü vardır. Bu Türkler İmparator Johannes Vatatzes tarafından (1222-1254) Trakya’dan göç ettirilerek Anadolu’ya yerleştirilmiştir. Bunun haricinde Gagavuz’larda Hıristiyanlığı kabul etmiş Selçuklular’ın bir koludur.
 
lçeye 1939 yılının Ekim ayının başında Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımız yerleşmiştir. Gelenlerin ekseriyeti Bulgaristan’ın Sumnu Vilayeti’nin Yenipazar Kazası’nın çevre köylerindendir. Bu ailelerin 54 hanesi Küçük Ahmet olup, Süleymanlı, Mahmuzlu, Doyuranlar Köyünden de 2’şer hanedir.
 
Bunlardan başka kazamıza 1951 yılında Varna Vilayeti’nin Pıravda Kazası’nın Sofular Köyü’nden 2 hane daha gelmiştir.
Bulgaristan’dan yurdumuza gelen bu aileler önce İzmit-Tuzla’ya, buradan Devlet kanalı ile yurdun her tarafına dağılmıştır. Bu dağıtımda Bünyan merkezine 60 hane kadar soydaşımız yerleştirilmiş diğer ailelerde Tuzhisar, Köprübaşı, Karacaören ve Sıvgın Köyleri’ne iskan edilmiştir.
 
İlçeye gelen bu aileler, iskan için önce boş hanelere yerleştirilmiş hane başına yıllık 600 TL. Kira bedeli tahsisat bağlanmıştır. 1940 yılında bütün ailelere bedelsiz olarak tarla dağıtılmış, 1947 yılında ev yapımı için arsa dağıtılarak inşaat içinde hane başına 150 TL. Yardım yapılmıştır. Mahalleye yerleşen hane sayısı 1951 yılında gelen son aileler ile 90 haneyi bulmuştur. Yakın zamanlarda çevre köylerden İlçe merkezine göç fazla olmuş, gelenlerin ekseriyeti Sağlık Mahallesi’ne yerleştiği için burası İlçe’nin en büyük mahallelerinden biri durumuna gelmiştir.
Bünyan'da Turizm
Kayseri İl merkezine yakınlığı nedeniyle günübirlik turizm için önemli potansiyel olduğundan değerlendirilmektedir. Sarımsaklı Suyu’nun çıkış yeri olan Pınarbaşı Mevkii, Kayabaşı, Kayaaltı, Sarımsaklı Vadisi gibi özellikleri nedeniyle mesire amaçlı turizme uygundur.
Ayrıca, Kayabaşı Mağaraları, Samağır Köyü’ndeki Mağaralar, Doğanlar Mahallesi’ndeki Şammaspir Kilisesi, İlhanlılar dönemine ait Cami-i Kebir, Kayseri - Sivas Karayolu’nun 47 nci kilometresi Sultanhanı Köyü’nde bulunan Sultan Hanı, Karadayı Köyü’nde bulunan Karatay Hanı, Dulkadiroğlu Beyliği dönemine ait Samağır Köyü’nde bulunan Abdurrahman Gazi Türbesi, Karakaya Kasabası’nda bulunan Seyit Halil Türbesi, Osmanlılar dönemine ait Yenice Mahallesi’ndeki Papaz Çeşmesi, Büyük Bürüngüz Köyündeki Daniş Ali Bey Camii, Çeşmesi ve Yazıcı Çeşmesi gibi tarih abidesi eserlerle doludur.
Bünyan turizm alanları tarihi, jeomorfolojik yapı, halıcılık ve doğal güzellik yönünden zengin bir yapıya sahip olmasına rağmen iyi tanıtım yapılamadığından yeterli seviyede turizm faaliyetleri gerçekleşmemiştir. Ancak Kayseri İl Merkezine yakın olduğundan (40 km) günübirlik turizm için önemli potansiyel olduğundan Pınarbaşı mevkii, Kayabaşı, Kayaaltı, Sarımsaklı Vadisi gibi özellikleri nedeniyle mesire amaçlı turizm yapılmaktadır.

TUZLA (PALAS) GÖLÜ
Rakım : 1132m. Koordinat : 390 02' K 350 49' G
Tuzla Gölü, İç Anadolu’da insanoğlunun olumsuz etkilerinden kısmen kurtulmayı başaran tek tuzlu göldür. Göl (25-35 km2) Kayseri’nin 40 km. kuzeydoğusunda bulunan Palas Ovası’nın (106 km2) bir parçasıdır.
Çöküntü ovası karakterinde olan Palas Ovası, kendisini çevreleyen Kırkkız ve Işıl Tepesi, Göztepe ve Elmalı Dağı gibi önemli yükseltiler nedeniyle kapalı havza olma özelliğindedir.
Ovanın batısında yer alan göl, kuzey-güney yönünde, ince uzun bir görünüme sahiptir. Gölün önemli su kaynaklarını göle doğudan giren Değirmen Deresi, güneydoğusunda Yertaşpınar, güneyinden giren Körpınar, Başpınar ve Soğukpınar oluşturur.
Yeraltı, yağmur ve kar sularının yanı sıra, gölün doğusunda bulunan ıslak çayır alanlarının taşkın suları ise gölü besleyen diğer su kaynaklarıdır. Kuzeyinde bir set gibi duran tepeleriyle, Kızılırmak Nehri’nden ayrılan Tuzla Gölü’nün çevresinde, sazlıklar, ıslak çayırlar, tuzcul bitki bozkırları, mera ve tarım arazileri yer alır.
Yaz aylarında yağışın azalmasına ve buharlaşmanın da artmasına bağlı olarak göl alanı daralmakta, suyun içindeki tuz göl kenarında çökelmektedir. Göl suyunun çekildiği alanlarda 10-15 cm kalınlığında tuz tabakası oluşmaktadır.
1993 yılında 1. derece doğal sit alanı ilan edilen Tuzla Gölü, aynı zamanda Türkiye'nin yeni Ramsar alanları listesindedir.
Gölün çevresi M.Ö. II. bin yılın başlarından günümüze, Hititler’den Osmanlı devletine kadar bir çok medeniyetin yerleşim alanı olmuş, göç ve ticaret yollarının önemli kesişim yerlerinden biri olma niteliğini taşımıştır.
Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan göl ve çevresinde, günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış olan Sultanhanı gibi birçok han, kervansaray, cami ve külliye bulunur. Tuzhisar ve Palas beldeleri, Sultanhanı, Karahıdır, Ömürlü, Ömerhacılı ve Üzerlik köyleri bölgenin bu günkü önemli yerleşimleridir.

GÖLÜN KÜRESEL VE ULUSAL ÖNEMİ
Afrika, Asya ve Avrupa kuş göç yollarının birleşme noktası olan Kayseri; Hürmetçi Sazlığı, Sultansazlığı ve Tuzla Gölü gibi önemli sulak alanlara sahiptir.
Geniş ve farklı ekosistemlerin bir arada bulunmasıyla Tuzla Gölü, zengin bir biyolojik çeşitliliği barındırıyor. Türkiye Kuşları Kırmızı Listesi ve IUCN kırmızı listesine göre nesli tehlike altında olan türler arasında bulunan toy (otis tarda), büyük cılıbıt (charadrius leshenaultii), akça cılıbıt (charadrius alexandrinus), angıt (tadorna ferruginea), mahmuzlu kızkuşu (hoplopterus spinosus), küçük kerkenez (falco naumanni) gibi kuş türlerinden bazıları bölgede göç döneminde görülmekte, bazıları ise bölgede üremektedir.
Bölgeye endemik bir bitki türü olan Işıl lalesini {TuIipa armena Boiss. var lyrica (Baker) Marais} bölgenin kuzey tepelerinde görmek mümkün. Dünyada sadece Sultansazlığı’nda ve Tuzla Gölü’nde bulunan Elymus elongatus (Host) Runemark ise gölün doğu ve kuzey kıyılarına yayılmış durumdadır. Önemli kuş ve bitki türlerinin yanında alaca kokarca (Vormela peregusna), arap tavşanı (allactaga williamsi), gelengi (spermophilus xanthoprymnus), tilki (vulpes vulpes), kurt (canis lupus) gibi memeli hayvan türlerinin bölgede üremesi ve barınması, bölgenin yaban hayatı için önemini daha da artırmadır.


TUZLA GÖLÜNDE TURİZMİ GELİŞTİRME PROJE SÜRECİ
 
Orta Anadolu Kalkınma Ajansı’nın 2011 yılı proje teklif çağrısına istinaden Bünyan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından Tuzla Gölünde “Turizmi Geliştirme Projesi” hazırlanmasına karar verilmiştir.
Bu proje Orta Anadolu Kalkınma Ajansının 18/11/2011 tarih ve TR72-11-KOA-01/037 referans numarası ile kabul edilmiştir. Ajansa gerekli belgeler sunularak 27/02/2012 Pazartesi Saat 14:00 da sözleşme imzalanarak projenin uygulanmasına başlanmıştır. Projenin uygulama süresi 15 aydır.
Proje bütçesi:531.000,00 TL.’dir.
Oran Katkısı: 398.406,23 TL.
Birlik Katkısı: 132.943,77 TL.’dir
Proje bedeli 550.000,00TL olup, iş 458.493,83TL’ye ihale edilmiştir. İşin %62’lik kısmı bitirilmiştir.
 
Proje Özel Hedefi:
Geniş ve farklı ekosistemlere sahip, Türkiye Kuşları Kırmızı Listesi ve Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) kırmızı listesine göre nesli tehlike altında olan türlere ev sahipliği yapan, önemli bitki türlerine sahip, birçok ekoturizm faaliyetinin bölgede gelişmesine olanak sağlayan, şifalı çamuru nedeniyle son yıllarda sağlık turizminde de adı duyulan, ulusal ve uluslararası öneme sahip, Kayseri’nin üç önemli sulak alanından bir tanesi olan ve Türkiye’nin yeni Ramsar alanları listesine eklenen Tuzla Gölü’nün Maltepeler Mevkinde ilçemiz turizm sektörünün en temel ihtiyacını karşılamak üzere 20.000 m2’lik alanda Tuzla Gölünün ilk turistik tesisinin hizmete açılmasıdır.

Projenin Genel Hedefleri:
1-Bölgemizin turizm sektöründe, ulusal kalkınma planı ve bölge planımızda öngörülen ilke ve politikaları çerçevesinde yapılacak çalışmalara katkı sağlamak,
2-Sürdürülebilir bölgesel kalkınmanın ve sürdürülebilir turizmin desteklenmesine katkı sağlamak,
3-Bölgemizin turizm sektöründe rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamak,
4-Bölgede mevcut turizm potansiyelinin ve alternatif turizm türlerinin geliştirilmesine ve turizmin çeşitlendirilmesine katkı sağlamak,
5-Doğal, kültürel ve turistik kaynakların yerinde ve etkin kullanımına ilişkin yerel potansiyellerin harekete geçirilmesine katkı sağlamak projenin Genel Hedefleri olarak belirlenmiştir.

Bünyan'da Ekonomi
İlçe, eğitime düşkün bir yapıya sahip olup, çok yaşlıların dışında okuma yazma bilmeyen yok gibidir. Okuma yazma oranı % 99 dur.Yeni eğitim sistemi gereğince, okul dönüşümleri yapılmıştır. İlçe genelinde; 25 ilkokul, 15 ortaokul ve 8 lise bulunmaktadır. Ayrıca 1 müstakil anaokulu, okullar bünyesinde de 18 anasınıfı bulunmaktadır. Namık Kemal Ortaokulu bünyesinde, 1 özel eğitim sınıfı vardır.

Liselerin bulunduğu yerler; 6 merkez, 1 B.Tuzhisar, 1 Akmescit

Ortaokulların bulunduğu yerler; 3 merkez, 7 kasabalarda ve 5 köylerde (Yünören, Ekinciler, Köprübaşı, Karadayı, Topsöğüt)
İlkokulların bulunduğu yerler; 3 merkez, 8 kasabalarda ve 14 köylerde (Ağcalı, Burhaniye, Ekinciler, Hazarşah, İğdecik, Kahveci, Karadayı, Karahıdır, Köprübaşı, Samağır, Sıvgın, Sultanhanı, Topsöğüt, Yünören)
Kardeşler ve Akçatı Köyleri’nde bulunan okullar, öğrenci azlığından dolayı kapalıdır.
İlköğretim öğrencilerinin taşıma ihalesi yapılmış olup, 160 öğrenci taşınmaktadır. Ortaöğretim öğrencilerinin taşıma ihalesi henüz yapılmamıştır.
İlkokula giden öğrenci sayısı 2072, ortaokula giden öğrenci sayısı 2076, liseye giden öğrenci sayısı 2093 ve okul öncesi öğrenci sayısı 301 olmak üzere, toplam öğrenci sayısı 6542’dir.
İlkokullardaki öğretmen sayısı 145, ortaokullardaki öğretmen sayısı 106 ve liselerdeki öğretmen sayısı 186 olmak üzere, toplam 437 kadrolu öğretmen bulunmaktadır. Ayrıca 38 ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır.
İlçe Merkezinde; Naci Baydemir İmam-Hatip Lisesi bünyesinde Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı 75 yatak kapasiteli Devlet Parasız Yatılı Erkek Öğrenci Pansiyonu ve 72 ile 62 yatak kapasiteli 2 Özel Erkek Öğrenci Yurdu ve 65 ile 16 yatak kapasiteli 2 Özel Kız Öğrenci Yurdu olmak üzere 5 yurt bulunmaktadır. Bu yurtların toplam yatak kapasitesi 290 dır.

Coğrafi Durum
Bünyan İç Anadolu Bölgesi’nin yukarı Kızılırmak bölümünde Kayseri’ye bağlı bir ilçedir. Kayseri’nin 40 km kuzey doğusundadır. Yüz ölçümü 1306 km2 dir. Yedi kasabası ve yirmi dört köyü vardır.
Bünyan ilçesi, doğuda Pınarbaşı, güneyde Tomarza, batıda Kayseri, kuzeyde Sarıoğlan ve Akkışla ilçeleriyle çevrilidir. İlçe merkezinin nüfusu, 11.974 olup kasaba ve köyleriyle birlikte 30.971 kişidir.
Erciyes Dağı’nın 40 km kuzeydoğusunda, 35,52 boylam ve 38,55 enlemi üzerinde 1900 rakımlı Koramaz Dağı’nın kuzey eteğinde deniz seviyesinden 1348 m yükseklikteki bir mevki de kurulmuştur.
Sivas - Kayseri Demiryolu İlçeye bağlı Büyüktuzhisar Kasabası'ndan geçmektedir.
İlçeye ulaşım eski Kayseri - Malatya Karayolundan sağlanmaktadır.
İKLİMİ
İlçede karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. Yağmurlar en çok Nisan-Mayıs ve Ekim aylarında olur, kar ise Aralık, Ocak-Şubat aylarında yağar.
Yıllık yağış tutarı 35 cm dir. Yağışlar genellikle batıdan gelir. Yıllık ortalama sıcaklık 10 santigrat derece civarındadır.
Gece ile gündüz arasındaki ısı farkı çok fazladır. Kışları kuzeyden poyraz, yazları doğudan karayel, güneyden lodos, en çok esen rüzgarlardır.
İlçe merkezinde daha çok doğudan batıya “ Boğaz Yeli ” denen soğuk rüzgar eser.
BİTKİ ÖRTÜSÜ
Tabii bitki örtüsü içinde stepler önemli yer tutar. Stepler hem yağış azlığına hem de su kaybına yol açan uzun yaz kuraklığında ilkbahar ortalarından yaz başlarına kadar yeşilliğini muhafaza eder. Yaz ortalarına doğru bitkilerde sararmalar başlayarak yavaş yavaş kaybolur.
Bünyan’ da ormanlık, koruluk yoktur. Koramaz Dağları’nın kolları üzerinde yabani armut ağaçları ile Kahveci Köyü’ne ait Eğriyıl Tepeleri’nde çok küçük miktarda meşelik vardır. Ayrıca dağlarda kendiliğinden biten bodur çalılıklara ve keven bitkisine rastlamak mümkündür.
Son yıllarda ilçe merkezinde su boylarında ve sulanabilen arazilerde kavak ve söğüt ağaçları dikilmeye başlanmıştır. İlçe halkı bu sahaya ilgi göstermektedir. Bünyan ve köylerindeki bahçelerde çeşitli meyve ağaçları vardır. Bu ağaçlar içinde elma ve kayısı önemlidir.
Üzüm bağları içerisinde en önemli olanlar, merkezdeki Şeşe ile Karakaya ve Karahıdır Köyleri’ndeki bağlardır. Bağcılık son yıllarda gerekli ilgiyi görmediği için gerilemiştir.
YÜZEY ŞEKİLLERİ
Arazisi umumiyetle kuzeybatıda, kuzeydoğu,güneybatı istikametinde uzanan Kızılırmak nehri vadisine karşı, yer yer dik ve sarp, yer yer hafif meyilli tatlı sırtlardan ibarettir.
Belli başlı engebelerinden, güneybatı boyunca uzanan 1900 rakımlı Koramaz Dağları vardır. Bu dağların Güllüce ve Yeni Süksün Kasabaları’na doğru uzanan parçaları, Mercimek, Alımpınarı, Ayvasıl, Turnadağı, Tepetarla ve Anadut adlarını alır.
Koramaz Dağları, Erciyes Dağı’nın 15 km kuzey doğusundan başlayarak Uzunyayla’ya kadar 60 km boyunca uzanan sıradağlardır. Bu dağların batı bölümüne Koramaz Dağı ( 1900 m ), orta bölümüne Çeksorot Dağı ( 1950 m ), doğu bölümüne de Hınzır Dağı ( 2623 m ) denilmektedir. Bu sıradağlar yalnız iki yerde geçit vermektedir. Bu geçitlerin birincisi ilçe sınırları dahilinde Hazarşah Köyü yakınlarında, öbür geçit ise Hınzır Dağı’nın batısındadır.
AKARSULARI
Sarımsaklı Suyu : Türkiye ‘de akarsu rejimleri bakımından “yalnız gür kaynaklardan beslenen akarsulara “ verilen önemli bir örnektir. Bünyan’ ın 3 km güneydoğusundaki Göztepe denilen dağdan kaynağını alır. Kaynaktaki adı Pınarbaşı suyudur. Bu suyun kasaba içinde yaklaşık 80 m yükseklikteki çağlayandan düşüşü sırasında, üzerinde kurulan hidroelektrik santrali ile 1000 KW gücünde elektrik elde edilir.
Su kasaba içinde doğudan gelen Bük Suyu ( Boğaz Suyu ) ile birleşerek batıya doğru yönelir. Kayseri ovasına açılan vadisinde Sarımsaklı Barajı’nı doldurduktan sonra Kayseri şehir merkezinin kuzeyinden batıya doğru akarak Boğaz Köprü’ye ulaşır, burada Karasu ile birleşerek Beğdeğirmeni Köyü yakınlarında Kızılırmak’ a karışır.

Sarımsaklı Suyu’nun yağış alanı 2300 km den çok olup, ortalama akımı 4.988 m/sn dir. Azami akımı 20.0 m/sn, asgari akımı 1.80 m/sn, seviyesi 58 cm, yaklaşık boyu 90 km dir.
Bünyan şehir merkezi içme suyu ihtiyacını karşılar, ayrıca Bünyan’ daki bahçelerin ve bazı tarlaların sulanmasında da kullanılır.
Taçın Suyu: Bünyan’ ın kuzeydoğusunda Topsöğüt Köyü ( Taçın ) yakınlarından doğup, güneye yönelerek Zamantı Irmağı’na karışır.
Bu akarsuların dışında kalan küçük akarsular şunlardır : Kahveci Suyu, Elbaşı Suyu, Samağır Suyu, Girveli Suyu ( Öz ).
GÖLLER ve PINARLAR
Tuz Gölü : Tuzhisar Kasabası yakınındadır. Çevresindeki ufak dere sularıyla yağmur sularının birikintilerinden meydana gelmiştir. Arazinin çoğunun çorak ve tuzlu olmasından yazın kuruyan gölün etrafında bol miktarda tuz tabakası birikmektedir. Gölün boyu 8 km, eni 4 km dir. Gölün büyük bir bölümü Sarıoğlan İlçesi sınırlarındadır.
Daha önceleri gölden tuz elde edilmekte iken, tuzun acı olması nedeniyle bu işten vazgeçilmiştir.
İlçe Merkezindeki Pınarlar :
1- Çepil suyu Camiikebir Mahallesi
2- Kayapınar Hal’in giriş kısmında
3- Üç gözlü Hal’in alt kısmında
4- Hacı Ali’nin pınar Bünteks
5- Büngüldek Şahsenem’in başlangıcında
6- Çifte çeşme Bayramlı
YAYLALARI
Bünyan İlçesi’nin genel görünümünde yaylalar birinci sırayı alır. İlçe merkezinde ve bağlı köylerindeki yaylalarda hayvancılık yapılır.
Merkez sınırları içerisinde Koramaz Dağları silsilesinde yer alan yaylaların en önemlileri şunlardır: Çiçekli, Başınyayla, Çalapverdi, İsril, Balkaya, Fakılar ve Eğriyıl’dır.

Bünyan Konut Projeleri

daha fazla yükle

© Copyright 2016 | 3DKonut.com inşaat, konut projeleri ve emlak haberleri platformu bir 3DVisualEarth iştirakidir. | Her Hakkı Saklıdır.