|   |   | 

Yahyalı Konut Projeleri Vitrini

Yahyalı Projeler Haritası

Yahyalı Konut Projeleri

YAHYALI TARİHİ
Yahyalı Ulu Cami bahçesinde türbesi bulunan Yahya Gazi, günümüze kadar gelen kitabesindende anlaşıldığına göre Yahyalının kurucusu ve ilçeye adını veren kişidir. 1075 yılında kurulan Danışmendoğulları beyliği Sivas, Tokat, Niksar, Zamantı, Develi ve çevresine hakimdir. Yine bazı Avrupalı tarihçilerle beraber Doğulu tarihçiler, Kayseri ile bütün o yörenin fethinin Danişmendliler’e nasip olduğunu bildirirler. Dev Ali (Devlibey) türbesinin kitabe tarihi 1094 olup Yahyalıoğullarıyla birlikte bölgeye gelen Develi oğullarının bu tarihten önce yerleştikleri kesindir. Yahya Gazi, Seyid Ali, Benli Gazi gibi alp-eren önderlerden sonra Abdal İlyas, Dede Sultan, Hoca Ahmet gibi din büyükleri Yahyalının temelinde harcı olan mübarek şahsiyetlerdendir.

35-36 Doğu meridyenleri, 38-59 Kuzey paralelleri arasında yer alan güneydoğusu Feke (Adana), kuzeydoğusu Develi (Kayseri), batısı Dündarlı ile Sulucaova (Niğde), kuzeyi Develi, kuzeybatısı Yeşilhisar ve güneyi Aladağ (Adana) ile çevrilidir. Kayseri iline 107 km. uzaklıkta olup, 41 mahalle bulunan ilçenin merkez alanı 1604 km2, denizden yüksekliği 1210 m. dir. 1954 yılında ilçe olan Yahyalı halen Kayseri’nin 2. büyük ilçesidir. Erciyes Dağı’nın güney yönünde kalan Sultan sazlığının devamı olan büyük ova, Seki Dağı’nın doğu yamaçlarını takiben 7-8 km.’lik bir vadi şeklini alarak Çamardı eteklerinde son bulur. İlçenin yerleşimi bu eteklerden başlayarak Erciyes’e doğru gelişme gösterir. Yahyalının 9 köyü bu ovada bulunmaktadır. Aladağlar Milli Parkında 2500mt. yüksekliğe kadar yaylaları, dağlık bölgeleri, Şelaleri, örenleri ve yazıtları ile birer açık hava müzesidir.

Yahyalı, Tarih öncesi çağlardan günümüze dek son derece zengin bir kültürel çeşitliliğe sahip olan ilçemiz Kuzeyde Yeşilhisar ve Develi ilçeleri güneyinde Adana batısında Niğde ili ile sınır komşusu olan ilçe, tarihi süreç içerisinde Phrygler, Romalılar, Bizanslılar ve Ermeniler gibi birçok kültüre ve ırka ev sahipliği yapmıştır. Bu kültür taşıyıcısı rolünü çağlar boyunca korumuştur.Bu nedenledirki; ilçenin arkeolojik değerler potansiyeli oldukça önemlidir. İlçe sınırları içerisinde, günümüzden yaklaşık olarak 5-6 bin yıl önceye tarihlenen Tarih öncesi çağlara ait köy yerleşmeleri tespit edilmiştir.

Orta Toroslar üzerinde, Çukurova ile İç Anadolu platosu arasında önemli bir geçit güzergahı üzerinde bulunan höyüklerden elde edilen veriler, Yahyalı’nın en eski sakinlerinin sosyo-ekonomik ve sosyo kültürel yapıları hakkında bize önemli bilgiler vermiştir. Höyüklerden elde edilen araç gereçler, pişmiş toprak çanakçömlek parçaları, kemik nesneler, çakmaktaşı ve obsidyenden (volkanik cam) aletler gibi maddi kültür öğeleri, genel görünüş itibariyle; Özellikle Ağcaşar – Kuzuoluk- Taşhan köyleri arasında kalan dar arazideki çöküntü havzalarının tabanlarından yer alan ovacıklar, nispeten verimli alüvyon topraklarla kaplıdır. 3. Jeolojik Zamanın/ Senozoyik (65-1.6 milyon yılı) ortalarından başlayarak, yakın dönemlere kadar süregelen volkanik püskürmeleriyle Erciyes Dağı’nın (3.917 m.) çevresindeki platoların yapısını etkilediği bilinmektedir.

Ancak Nevşehir yöresinin yeryüzü şekillerinin oluşmasını, sağlayan Erciyes Dağı, güney yönü nispeten daha az etkilemiştir. Bu etki höyüklerin yerleşim konumlandırma modellemesinde başlıca faktördür. Coğrafi anlamda Hititler ve Kuzey Kizzuwatnalılar arasında sürekli olarak el değiştiren Yahyalı, Orta ve Genç Tunç çağları yerleşimleri açısından zayıftır. Araştırmalarımız sonucunda, M.Ö 2. bin yılın teokratik örgütlü beyliklerine ait olabilecek büyük veya küçük ölçekli yerleşmelere rastlanmamıştır. Ancak bu devirlerde Kizzuwatna’nın demir madeni ihtiyacını büyük olasılıkla Yahyalı’nın Demir Çağı’nda Phryg – Muşki boylarının yayılım sahası içerisinde olduğu, çalışmalarımız sonunda arkeolojik verilerle de desteklenmiştir. Bu çağa ait olabilecek tahkimatlı yerleşimler ve kaleler ile müstahkem mevkiler Demir Çağı yerleşim modellerine uymaktadır. Süleymanfakılıköyündeki Kale Mevkii bu devre ait olabilecek merkezlerden sadece biridir. M.Ö. 547/46 yılı sonbaharda Pers Büyük Kralı “Anyaşlı Kyros” Sardeis’i ele geçirerek Anadolu’da yaklaşık 200 yıl sürecek olan Akhaemenid egemenliğini başlatmıştır. Dereios 1. (M.Ö. 522-486) çok geçmeden Anadolu’ya çeşitli vergi bölgelerine ayırmış ve “genel valilikler” oluşturmuştur. başlatmıştır. Dereios 1. (M.Ö. 522-486) çok geçmeden Anadolu’ya çeşitli vergi bölgelerine ayırmış ve “genel valilikler” oluşturmuştur.

Antik çağlarda Kappadokia satraplığının etki alanı içerisinde kalan Yahyalı ve çevresinin, Akhamenid dönemi hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz. Benzer olarak saha araştırmalarımız sırasında Hellenistik Devir’e ait buluntulara da rastlanılmamış olup yoğun olarak Roma İmparatorluk Çağı, Bizans İmparatorluğu ve Orta Çağ yerleşimleri, mezarlıkları ve maddi buluntuları kayıt altına alınmıştır. Özellikle Orta Çağ’ın önemli bir madencilik merkezi olan Çamlıca’daki (Faraşa) tespitlerimiz kayda değerdir. Yahyalı’nın 28 km. güneydoğusunda yer alan inceleme alanı, Zamantı nehri boyunca uzanan yaklaşık olarak 20 km2‘lik bir alanı kapsamaktadır. Doğu Toroslar’ın batısında Aladağlar’a paralel bir şekilde uzanan ekonomik nitelikte hidrotermal demir yataklarıyla tanınmış olan Attepe (Mansurlu- Adana) yöresinin güneybatı kesimindedir. Bu bölge aynı zamanda “Zamantı Zn-Pb Kuşağı” olarak da adlandırılmaktadır. Bu bölgenin demir cevheri odaklı madencilik faaliyetleri, Tunç Çağı’ndan itibaren başlamak üzere Hitit, Bizans Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenlik dönemlerinde de devam etmiştir. Akkadca demir anlamına gelen amutum kelimesi, Sümercede KU.AN ifadesine karşılık gelmektedir. Hititçedeki ANBAR ifadesi ise izafesi düşük demir için kullanılmıştır. Kaliteli demir ise Hititler tarafından AN.BAR.SIG olarak kullanılmıştır. Bizim araştırmalarımız sırasında köy içinde ve yakın çevresinde işlik olarak değerlendirilen mekanlarda, ergitilmiş demir cevheri (Luppe) ve maAntik çağlarda Kappadokia satraplığının etki alanı içerisinde kalan Yahyalı ve çevresinin, Akhamenid dönemi hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz. Benzer olarak saha araştırmalarımız sırasında Hellenistik Devir’e ait buluntulara da rastlanılmamış olup yoğun olarak Roma İmparatorluk Çağı, Bizans İmparatorluğu ve Orta Çağ yerleşimleri, mezarlıkları ve maddi buluntuları kayıt altına alınmıştır. Özellikle Orta Çağ’ın önemli bir madencilik merkezi olan Çamlıca’daki (Faraşa) tespitlerimiz kayda değerdir. Yahyalı’nın 28 km. güneydoğusunda yer alan inceleme alanı, Zamantı nehri boyunca uzanan yaklaşık olarak 20, km2‘lik bir alanı kapsamaktadır. Doğu Toroslar’ın batısında Aladağlar’a paralel bir şekilde uzanan ekonomik nitelikte hidrotermal demir yataklarıyla tanınmış olan Attepe (Mansurlu- Adana) yöresinin güneybatı kesimindedir. Bu bölge aynı zamanda “Zamantı Zn-Pb Kuşağı” olarak da adlandırılmaktadır.

YAHYALI YEMEKLERİ
Arabaşı: İlçemizde özellikle kış aylarında un ve un yağ karışımından oluşun meyhane tavuk ve kurutulmuş cin biberden faydalanılarak yapılan arabaşı hemen her evde yıllık en az 10 defa  yapılarak  misafirlere ikram edilir.

Bezdirme:İlçemizde özellikle yaşlı insanlar tarafından elde ve ağaç dibek içerisinde ezilerek yapılan kıyma ve bulgur karışımından elde edilen bir köfte çeşididir.

Yufka ve tandır böreği:İlçemizde genellikle kışa hazırlık olarak insanlarımızın mahallelerde bulunan umuma açık tandırlarda yaptıkları yufkanın büyüğü olup,ayrıca tadına doyum olmayan şepit ve  tandır böreği peynirli ve yumurtalı olarak yapılır.

Üzümlü: Genellikle düğünlerde yapılan Siyah kuru üzüm, haşlanmış  nohut,pekmez ve siyah etten yapılan içerisinde her türlü gıdayı taşıyan özel bir yemek çeşididir.

Mantı: Kayseri ve civarında olduğu gibi ilçemiz dede hemen her evde  ve düğünlerde baş yemek olarak bilinen gerek elde sıkma gerekse hazır mantıları değişik katkı maddeleri eklenerek yapılan bir yemek çeşididir. 

YAHYALI ELMACILIK
İlçemizin tarıma elverişli arazi miktarı 261.745 dekar olup, bu arazinin 220.500 dekarı tarla ziraatında, 1.480 dekarı sebzecilikte, 30.165 dekarı meyvecilikte, 9.600 dekarı bağcılıkta kullanılmaktadır. Toplam tarım arazilerinin 70.000 dekarında sulu tarım, 191.745 dekarında ise kuru tarım yapılmaktadır. 
Sulanan alanların 40.000 dekarı Ağcaşar barajından, 30.000 dekarı ise sondaj ve kaynak sularından sulanmaktadır İlçemizdeki sulanan alanların % 57’sinin su ihtiyacını karşılayan Ağcaşar Barajının tam su kapasitesi 61.000.000 m³’ tür. Bu hacmin 2.500.000 m3’ ü ölü hacimdir. 2007 yılı içerisinde yağışların yetersizliği yüzünden 23.000.000 m3 su toplanabilmiş ve 20.500.000 m3 sulama suyu verilebilmiştir. Barajın toplam sulama sahası 70.000 dekar olup 40.000 dekarı İlçemizde, 30.000 dekarı ise Develi ve Yeşilhisar İlçeleri Köylerindedir. 
İlçemizde stratejik ürün olarak elma üretimi başta gelmektedir. 1950 li yılların başından beri yerleşmiş olan bir meyvecilik kültürü vardır. İlçe tarımının güçlü yönü budur. Son yıllarda tarımın gelişmesiyle birlikte klasik tip meyvecilik yerinin bodur ve yarı bodur meyve yetiştiriciliğine bırakmıştır. Ancak özellikle bodur meyve yetiştiriciliği ilk yatırım maliyetlerinin yüksekliği bodur meyveciliğe geçişi zorlaştırmaktadır. Yarı bodur meyvecilik ise bodur meyveciliğe göre yatırım maliyetleri daha düşük olduğu için ilçemizde bu yönde bahçe tesisleri gerçekleşmektedir. Ancak klasik bahçelerden modern bahçe tesislerine geçiş henüz istenilen seviyeye gelmemiş olsa da bu yönde atılımlar yapılmaktadır.
Elmadaki vitaminler ve madensel tuzlar ; vücudun dengeli gelişmesini organların muntazam çalışmasını ve hastalıklardan korunmasını sağlar. Uzmanlara göre günde iki adet yenen elmanın; vücudu kalp ve dolaşım sorunlarına karşı koruduğu, kolesterolü yok ettiği ve kabızlığı önlediği, sindirimi kolaylaştırdığı, kan basıncını düşürdüğü, Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlı olduğu belirtilmektedir. Ayrıca elma suyunun sağlıklı beslenmede önemli rolü olduğu vurgulanmaktadır. Elma suyu ve elma özlerinin içerdiği bazı özel bileşenlerin kötü kolesterol olarak bilinen LDL oksidasyonunu engellediği belirtilmektedir.
30.165 dekarlık sahayı işgal eden meyvecilik alanının 29.450 dekarında elma tarımı yapılmaktadır. Yaklaşık 1090 üreticimiz elma yetiştiriciliği yapmaktadır. Mevcut elma bahçelerinde Meyve Veren Yaşta Ağaç Sayısı 675.100 Adet, Meyve Vermeyen Yaşta Ağaç Sayısı ise 471.250 Adettir. Meyve veren yaşta ağaçların 137.500 adedini Golden cinsi,395.000 adedini Starking cinsi, 78.000 adedini ise Amasya, 4750 Adedini Grany Smith ve 55.750 adedini Bodur ve yarı bodur yetiştiriciliği yapılan Red Chief, Starkrimson, Scarlet Spur, Fuji, Gala, Beraburn, Rainders Golden, Gold Chief, Pink Lady gibi elma cinsleri teşkil etmektedir
Henüz meyve vermeyen ağaçların oluşturduğu bahçeler ise bodur ve yarı bodur bahçeler şeklinde tesis edilmişlerdir. Yaşları nedeniyle ekonomik ömrünü tamamlayan bahçelerin yerine bodur ve yarı bodur elma bahçeleri tesis edilmektedir.

YAHYALI MADENCİLİK
İlçemizde yıllık bazda 1.000.000 ton demir, 100.000 ton krom, 70.000 ton çinko, 30.000 ton kurşun ve 10.000 ton bakır madeni çıkarılmakta ve işlenmektedir. Maden sektöründe iş yapan şirket ve kişi sayısı kırk adettir. Bu şirketler bünyesinde istihdam olunan toplam kişi sayısı 1500’dür. Ayrıca maden nakliyesi işlerinde çalışan 1000 taşıyıcı(550 nakliye aracı) ve buna dayalı olarak maden sektöründen bizzat yararlanan toplam kişi sayısı 5.000, bu potansiyelden etkilenen vatandaş sayısı ise 10.000 olarak tespit edilmiştir.

YAHYALI TARİHİ ESERLER
Tarihçilere göre Yahyalı ilçe sınırlan içerisinde insan yaşamı M.O. 3500 yıllarına kadar dayanmaktadır. Kilikya ile Kapadokya gibi iki önemli merkezin arasında bulunan Yahyalı M.0.2000-1200 yıllarında Hititler, M.O. 1200-700 yılları arasında Frigler sınırlanan dahildir. M.0.500'lii yıllarda Persler, M.0.300'lti yıllarda Büyük İskender hakimiyetine dahil olan Yahyalı, M.O. I. Yüzyılda Roma İmparatorluğu bünyesindedir. Yahyalı merkezi ve civanında çok sayıda tarihi yerleşim alanları kale höyükler, kaleler, kaya mezarlar mevcuttur.

            Yahyalı merkezine 5km. mesafede bulunan Aşırlık Kalesi(Kale Höyük) ve Kavak Kalesi(Kale Höyük) höyük olarak tescil edilmişlerdir. Bunların dışında kalan Güney Kale, Gerzile Kalesi Hopur Kalesi(Kızlar Kalesi) iki ana yol üzerinde (askeri ve ticari amaçlı) ve hakim tepe ve yamaçlar üzerinde bina edilmişlerdir. Aladağ ve Köşkderesi yollarına hakim olup yüksek bir zirvede bulunan Suçatı Kalesi de aynı amaç ve özellikleri taşımaktadır. Aşırlık Kalesinde 1986'da tesadüfen çıkartılan İskender Lahiti Kayseri Müzesinde olup, Helenistik doneme(M.Ö.330-30) aittir.

            Kontrol, gözetleme ve haberleşme amaçlı müstahkem yapılar(kaleler) Roma imparatorluğu ilk zaman (M.Ö. 100) özelliklerine sahip askeri karakollardır. Konum itibariyle ele geçirilmeleri çok zordur. Blok kara taslar, Horasan harcı benzeri katkı maddesi ile çok sağlam ve dayanıklı olarak inşa edilmişlerdir. 1985'de bölgeyi gezen Prof. Dr. Faruk Sümer ile Prof. Dr. Nejat Diyarbekirli de kalelerin Roma imparatorluğu ilk dönemlerine ait olduğunu belirtmişlerdir. ikisi dışında tescilli olmayan bu yapılar hakkında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Çağlar Bölümü Başkanı Yrd.Doç. Dr. Hasan Ali Şahin de aynı görüştedir.

            Akbaş-I ve Akbaş-II kaya mezarları Frigler dönemi M.O. 1200–700 anıt-mezar özelliklerine sahiptir. Prof. Dr. Tahsin Özgülek ve Prof. Dr. Emin Bilgiç’in eserlerinde verilen bilgi ve resimlerle yapılan karşılaştırma sonucu, Yrd. Doç. Dr. Hasan Ali Şahin ile Tarih Bilim Uzmanı Sami Köşker bu kanıda birleşmişlerdir. Girişi islenmemiş olup, genellikle yüksek sırt ve yamaçlarda bulunan kayadan oyma işlenmiş mağara-mezar özelliğindeki oymalar ise; iç yerleşim itibari ile anıt-mezarlara benzemekte ise de(bir kısmı) daha çok askeri amaçlı kontrol-gözetleme görevi özelliğini taşımaktadırlar. Göynük-Tıras mevkiindeki kaya mezarlar ise obsidienin yumuşak özelliği dolayısıyla kolay oymuşlar, kolayca da tahrip edilmişlerdir.

            Akbaş Mevkii'nde bulunan ve Kilise adıyla anılan iki tarihi yapı dikdörtgen silindirik tavanlı olup, Orta Asya Göçebe alaçıklarına benzemektedir. Blok kesme taslardan harçsız ve basit şekilde yapılmışlardır. Giriş dışındaki üç cephe, içeriden ve zeminden 1m. Yükseklikte tereklerden(yatma ve oturma yerleri) oluşmaktadır. Tavana yakin iki köşedeki düzgün oyuklara aydınlatma araçları konmaktadır. Roma Dönemine ait meskenler olması kuvvetle muhtemeldir.

            Ayvan Mevkiinde bulunan Keklicek-I ve Keklicek-II kaya mezarları diğer mevcut kaya mezarlarla benzerlik arz etmekle birlikte üzerlerinde bulunan hayvan figürleri ile diğerlerinden ayrılmaktadır. Aynı dönem eserler olması muhtemeldir. Ayrıca Keklicek Tepe denilen noktada bulunan tarihi kalıntılar bu yerin yerleşim alanı olduğuna işarettir. Yahyalı Merkezinde ilçenin kuzey girişindeki Fetullah Mahallesinde bulunan yaklaşık 28.000m2 alanındaki hoyuk sit alam olarak tescilli olup, tapusu Yahyalı Belediyesindedir.Rivayetlere göre bu höyüğün bir yer altı şehri olabileceği söylenmektedir. Höyük hakkındahiçbir bilgi mevcut değildir. Ancak gerekli kazı çalışmaları yapılarak bu yerin esrarının çözülmesi gereklidir.

            Ağcaşar Köyü hudutları içerisindeki iğdecik Bölgesinde bulunan çok sayıda Tümülüsseklindeki yapılar ile mezar ve yerleşim alam seklindeki kalıntılar bu bölgenin çok eski cağlara ait bir yerleşim merkezi olduğuna işarettir. iğdecik Bölgesi, Akbaş, İnbaşı, Göynük veGökoluk Mevkilerinin toplu yaşam alanları olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Gökoluk Mevkii'ndeki işlemeli çeşme, sütunlar ve üzerinde haç işareti bulunan sunaklar(üzerindeki oyukta kurban kani toplanan kare biçimindeki blok taş) Roma İmparatorluğu ilk dönemlerine ait özellikler taşımaktadır(Roma imparatorluğu M.S.30 yılında Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmiştir). İnbaşı Mevkiinde (Zebil Mağarası üstü) bulunan sütunlar ve sunaklar üzerinde yapılan incelemede de aynı özellikleri görmek mümkündür. Dolayısıyla İnbaşı Harabeleri diye bilinen bu eserler de muhtemelen Roma imparatorluğu ilk dönemlerine ait eserlerdir.

            Çamlıca Köyü içerisinde bulunan Faraşa Kalesi ve Meryem Ana Hamamı da ilgintarihi eserlerden olup, muhtemelen bu eserler de Roma imparatorluğu dönemine aittir.Çamlıca köyü(Faraşa) Roma Döneminde bir sanayi kenti olup, yakın tarihe kadar bu yerdedemir ürünlerinin(kazma, kürek, vs.) işlendiği bilinmektedir. Yahyalı merkezinde Selçuklular dönemine ait (1100-1150) Seydi Ali Türbesi de tarihieserlerdendir. Türbe tamamen Selçuklu mimari özelliği taşımaktadır. Yahyalı çevresinde hemen her bölgede tarihi sayılabilecek yapı ve kalıntılara rastlamak mümkündür. Ancak bu tarihi eserlerle ilgili bu güne kadar hiçbir ilmi çalışma yapılmamış lmasından dolayı bu eserlerle ilgili net bilgiler elde edilememiştir. Mutlaka ilmi çalışmalar yapılmalıdır.

KAPUZBAŞI ŞELALELERİ
Dünyanın en yüksek ikinci şelalesi durumunda olan Kapuzbaşı şelalesi, görenleri adeta büyülemektedir. İrtifa akışı itibarı ile Uganda’da bulunan Victoria çağlayanı (100mt.) hariç, ABD’de bulunan Niagara’dan 55m., Finlandiya’da bulunan İmarat’dan 25m., Erzurum’daki Tortum’dan 50 m., Antalya’daki Düdenden 25 m. Ve Manavgat’tan 5 m. Daha büyük olan Kapuz Başı şelalesinin aktığı yerin rakımı ise 700 m.dir. Aladağ’ın zirvesinde bulunan kar ve buzullardan beslenmekte ve, ziyaretçilerini yazın sıcaklığında buz gibi çağlayan sularının serinliği ile karşılamaktadır. Zamantı ırmağının iki yanında ve ırmağın üzerini kapatan tabii bir köprünün baş kısmında yer alan 20 mt. yükseklikte Yeşilköy şelalesi vardır. Yine Kapuz Başı Köyü yakınında tepenin doğu ve güneyindeki derin vadi yamaçlarından irili ufaklı büyük bir gürültü ile akan ve görenleri hayrete düşüren vadinin yamacından, Voklüz ayna şeklinde çıkan sular büyük şelale halinde Suarısı deresine dökülerek oradan da Zamantı ırmağına karışmaktadır. Yörede beş tanesi büyük, iki tanesi küçük olmak üzere yükseklikleri 30 ile, 70 mt.’yi bulan ve her biri dereyi besleyecek güçte olan 7 şelale vardır. Ayrıca ilçeye 7km. Uzaklıkta Derebağ Şelalesi de görenleri büyüleyecek derecede bir görkeme sahip oluşuyla, görmek isteyenleri etkileyecek bir doğa harikasıdır. Bölge Kayseri merkezinden 165 km uzaklıkta olup, Yahyalı-Kapuz Başı arasındaki 62 km’lik yolun stabilize olan bölümünde genişleme ve yeni güzergah çalışması bitirilmiştir. Asfaltlama çalışmaları başlamıştır. Büyük bölümü orman içinden geçen yolun manzarası keyif verici. Yorgunluğu alıp götürüyor. Kapuzbaşı Şelaleleri, Aladağ Milli Parkı sınırları içerisindedir. Şelale, Aladağlar trekking parkurunun en güzel durak noktalarından biri. Adana-Kayseri arasındaki Aladağlar geçişini 5 günde tamamlayan gruplar, 4. gün Kapuzbaşı Şelaleleri’nin yanı başında çadır kurup konaklıyorlar. Bölgeye, yaz aylarında gidilmesi tavsiye edilmektedir.

SULTAN SAZLIĞI
Son günlerde turizm ve çevrecilik açısından Türkiye’nin sayılı kuş cennetleri arasında yer alan ve gün geçtikçe önemi artan Sultansazlığı hemen yanı başında tuzlu eko sisteme sahip Yay Gölü ile birlikte 17.200 hektara sahip bir kaynak değerimizdir. Erciyes Dağı, Aladağ tabiat parkı, Kapadokya milli parkı arasında yer alması ve onların kendine has özellikleriyle bütünleşmesi, Sultansazlığı ve Yay Gölü’nü bölgede daha dikkate değer bir konuma getirmektedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1072 m. olan Sultansazlığı’nın göl derinliği en fazla 1.5 m.’dir. Yahyalı’ya 23 km. mesafededir. Yahyalı Develi ve Yeşilhisar ilçe sınırları içerisinde Tatlı su eko sistemi bünyesinde tutan Yay Gölü bitki ve hayvanlar için adeta bir cennet oluşturmaktadır. Bölgede 600.000 kırmızı kanatlı flamingo ile birlikte 1.250.000 civarında çeşitli türlerden kuşların yaşadığı gerçeği bölgenin gerçekten bir kuş cenneti olduğunu en güzel şekilde ifade eder. İdari bakımdan Yahyalı Orman İşletme Şefliğine bağlıdır.

YEDİGÖLLER
Karların erimesiyle yüzlerce göl oluşur. Bu göllerden 7 tanesinin suları hiç eksilmez. Bu göllerden birinin derinliği 80 m.’dir. 7 adet kurumayan göl bulunması sebebiyle ‘Yedigöller’ adıyla anılır. Ayrıca Kapuz Başı Şelalelerinin Yedigöller bölgesindeki eriyen kar sularının beslediği ifade edilmektedir. Toros Aladağlar Milli Parkı’nın Hacer Ormanı ve Kapuz Başı takım şelaleleriyle birlikte en önemli bölümünü, Aladağların en yüksek ve en geniş platosunu ‘Yedigöller’ teşkil eder.

Fiziki coğrafyası nedeni ile de Türkiye’nin en önemli doğa yürüyüşü alanlarından biridir. Taban yüksekliği ortalama 3100 m. olan Yedigöller, doğusunda Hacer boğazından itibaren yükselti kaybederek Hacer vadisine ve ormanına, oradan da Kapuz Başı şelalelerine kadar uzanır. Kayseri’nin Yahyalı ilçesi sınırları içerisinde yer alan ve Türkiye’nin en güzel peyzaj alanlarından birisi olan Yedigöller çepeçevre onlarca zirvesiyle, dağ-buzul gölleriyle, yüksek dağ bitkileri, yaban hayatı, buzul ve buzul kayalıkları ile, Temmuz ayında eşsiz bir manzara ortaya koyar. Temmuz ayının ilk haftasında göl sayısı 80’e ulaşır. Karlar eriyip azaldıkça, sonbahar da, ikinci ilkbaharın çiçekleri açar. Sonra karlar erir ve Aladağlar, Karadağlar olur. Yahyalı ilçesine 60-70 km. mesafede bulunan Yedigöller’e Ulupınar köyü, Hacer Ormanından 6-7 saat süren bir yürüyüşten sonra ulaşılır.Bu göllerin tamamı kar ve buzul suları ile beslenmektedir.

Yahyalı’nın güneyinde yer alan bu harika doğa parçası yaylacılık, buzul ve kaya tırmanışı, doğa yürüyüşü, yamaç paraşütü, kampink alanı, balon etkinlikleri ve turizm ekonomisi açısından çok güçlü bir potansiyel değeri ifade etmektedir.

Kızılkaya (3725m.) Direktaş (3510m.)

Engin Tepe (3723m.) Vayvay Tepe (3565m.)

Akın Tepe (3610m.) Emler Tepe (3623m.)

Tosun Tepe (3612m.)

ŞELALELER

Yeşilköy Şelaleleri: Yeşilköy köyüne 3 km. mesafedeki ziyaret mevkilerinde bulunan şelaleler, Zamantı ırmağının iki yakasından akmakta olup Antalya-Düden şelalesinin benzeri niteliğindedir. Zamantı ırmağının üstünü kapatan tabi bir köprünün baş kısmında yer alan şelalelerin büyüğü 20 m., küçüğü 10 m. Yüksekliğindedir. Günün belirli saatlerinde dönüşümlü olarak çekilen ve geri gelen sularıyla halk arasında bir takım efsanelerin doğmasına yol açan Yeşilköy şelaleleri, turistlerin olduğu kadar son günlerde bilim adamlarının da uğrak yeri haline gelmiştir. Yeşilköy Şelalesinin döküldüğü yer ile bu yerin biraz yukarısında doğal olarak meydana gelmiş iki adet doğal yer köprüsü mevcut olup bu yerlerde Zamantı ırmağı kaybolup tekrar ortaya çıkmaktadır. Oldukça ilginç tabi varlıklardır.

Derebağ Şelalesi : Yahyalı' ya 10 km. mesafede olup Derebağ Kasabası, Çağlayan Mahallesi sınırları içerisindedir. Yayvan akışlı kaynak çağlayanlardan olan Derebağ Şelalesi 15 m. yüksekliğindedir. İki mağara içinden çıkan temiz ve berrak kaynak suları daha sonra dar bir vadiden akarak Yahyalı' ya ulaşır. Çevresi piknik alanı olarak düzenlenmiştir. 

YAHYALI HALISI
Yahyalı Halisi ise ülkemizde üretilen el halılarının en ünlülerinden birisidir. Halılarımız Türkiye'nin her yerinde ve özellikle Avrupa da tanınmakta ve Pazar bulmaktadır. Halıcılık ilçe ekonomisinde en önemli unsurlardan birisi olmasına rağmen, ekonomik krizlerin sürekli devam etmesi, ham madde ve isçilik maliyetlerinin artması, makine halılarının çoğalması ve el halılarından ucuz olması üretimde hızlı bir düşüşe neden olmuştur. Bu nedenle ilçemizde hemen her evde en az bir tane var olan hali tezgâhı sayısı %75 oranında azalmıştır.

Yahyalı halıları % 100 yün olması, boyamada tabii boyalar ( kökboyası ) kullanılması, ilmik sayısının sıklığı ve modelleri ile tanınmaktadır. Çamur, asma yaprağı, ceviz kabuğu, ceviz yaprağı, cehri ve benzer birçok tabii malzeme hali ipi boyamasında kullanılmaktadır. Bu boyaları başkaca el halılarında bulmak mümkün değildir. Yahyalı halıları kullandıkça ve eskidikçe değeri artan ve rengi solmayan bir özelliğe sahiptir. Maddi olarak enflasyona yenilmeyen bir değerdir Yahyalı Halisi. Yahyalı halisinin m2 birim fiyatı ilmik sayısının sıklığına, dokumanın düzgünlüğüne göre değişmektedir. Halılar sergi olarak rahat bir kullanıma sahiptir. Divan, Seccade, Yolluk, Mihraplı, Göbekli, Dabazlı gibi değişik ebat ve ölçülere sahip modeller mevcuttur. Halıcılık Yahyalı halkının eskiden gelen kültürlerinden birisidir. Kadınlar yapağı (işlenmemiş) yünü alıp akarsularda temizleyerek yünlerini çıkrık ve kirmen ile eğirirler. İp haline getirirler. Ve bunları gelep haline getirerek bu yaptıkları ipleri doğada bulunan kökboyaları ile boyarlar. Örneğin Sırçanlı (Gri) renk iplik yapmak için balçık çamuru kullanılır. Ger (Kahverengi) yapmak için cevizin yeşil kabukları, Yeşeni (Zeytuni) için nane ve narpuz yaprakları, Gara (Siyah) için sütleğen otu kullanılır. Al (Kırmızı) renkli iplik yapmak için boya çili denilen bitkinin kökünden faydalanılır. Beyaz iplik için ise hiçbir katkı maddesi kullanılmadan yünün kendi renginden faydalanılır. Göğ (Mavi) renk ise işin elmini bilen kişiler tarafından özel boyanır. Ayrıca boya kullanılmadan yünün kendi renklerine göre de halılar dokunmaktadır. Halılar genellikle Kasım ayı ile Mayıs arasında el tezgâhlarında bir veya iki kişi tarafından dokunulmaktadır. Halıların ebadı genellikle 1.20 m eninde 2.10 m boyunda olur. Dokunan halılar tüccarlar tarafından halk pazarında görücüye çıkartılır. Ayrıca halılar çeyiz olarak ta kullanılmaktadır. Evlenme çağına gelmiş genç kızlar çeyizlerine mutlaka bir çift halı dokurlar.

HACER ORMANLARI
Türkiye’nin en iyi post ormanı olması özelliğini taşımaktadır. Yedigöller’e giriş ve çıkışın gerçekleştirildiği, yaban hayatının var olması ve helikopter iniş pistinin bulunması Hacer Ormanı’nı önemli kılan faktörlerdendir. Türkiye’nin en güzel peyzaj alanı Aladağlar Milli Parkı’nın en önemli ve isim yapmış coğrafyası; Yedigöller, Kapuzbaşı kaynak şelaleleri arasında yer alan ve her iki bölgeyi birbirine bağlayan Hacer Boğazı ilçemiz Ulupınar köyü sınırları içerisinde yer alan ve deniz seviyesinden 2200 mt. yükseklikte bulunan etrafı son derece dik yüksekliği 3000 mt. ‘nin üzerinde kayalıkların arasında oluşan basamak katlarda yaban keçileri yaşarlar.

Hacer Ormanı’nda bulunan dört su kaynağından en önemlisi, orman merkezinde bulunan ve çevresi kamp alanı olarak değerlendirilen ‘Soğuk Pınar’dır. 2750 hektar bir alana sahip Hacer Ormanı’nın florasını; göknar, meşe, sedir, ardıç, gürgen, titrek, kavak ve karaçam oluşturmaktadır. Hacer Vadisi ve Ormanı’nda keşfedilmeyi bekleyen mağaraların yanında, bilinenlerin en önemlisi Ulupınar köylüsü tarafından ‘doğal soğuk hava deposu’ olarak kullanılan ‘Toprak Taş’ mağarasıdır. Hacer Ormanı turizm, mağaracılık, dağcılık, manzara güzelliği ile Aladağlara takılmış bir inci gerdanlık gibidir.

ZAMANTI VADİSİ
Zamantı Irmağı ilçe hudutları içerisindeki uzunluğu 50 km.dir. Vadi içerisinde bulunan Yeşilköy köyü ile Büyükçakır köyü arası ‘Rafting’ için bulunmaz bir alandır. Zamantı Irmağı üzerinde 4-5 ve 6 derce zorluğunda çok sayıda parkurun bulunduğu ifade edilmektedir. Yine Zamantı Vadisi içerisinde 10 km’lik çok dik yamaçlarla çevrili bir alanda mevcut olup, bu alan ‘Doğa Yürüyüşü’ yapmak için çok uygundur. Zamantı Vadisinde Nisan-Mayıs aylarında ırmak yamaçlardan düşen en az 15 adet şelale oluşur, ancak zamanla bu şelalelerin suyu çekilir.

Bir spor, serüven ve hobi dergisinde Bakir suda beş çılgın,kah durgun, kah çılgın sularıyla ‘Rafting’ için yepyeni bir imkan olan Zamantı Irmağında; sanki rafting yapmıyoruz da, 20. yy. sonunda ‘SADABAD da geziyoruz…’diyerek Zamantı Vadisi’nin bu spor dalı için ne kadar elverişli olduğu vurgulanmıştır.

Yahyalı Konut Projeleri

daha fazla yükle

© Copyright 2016 | 3DKonut.com inşaat, konut projeleri ve emlak haberleri platformu bir 3DVisualEarth iştirakidir. | Her Hakkı Saklıdır.